DÜNYA  VE  TÜRKİYE  EKONOMİSİNDE   DEĞİŞİMLER

 

 

Aslında ekonomik krizler dünyanın sonu değildir. Paranın bir cepten çıkıp başka bir cebe girmesi olayıdır. Artık Savaş Tanrısını yeniden ayağa kaldırmak zamanı geldi !

 

Ağustos ayının sonuna doğru haber kaynakları şu satırları geçmeye başladılar : "Uluslararası yatırım bankası Merrirll Lynch petrol fiyatlarının gelecek aylarda 80 dolara ineceği iddiasında bulundu." Dikkat edilirse haberin çıkma zamanı Pekin'de yapılan Olimpiyat oyunlarının bitmesine doğru bir süreç içindedir. 1990'larda Çin'de batı tarzı bir yapılanma ve inşaat furyası başladığında inşaat demiri taşıyan bir geminin kaptanıydım. Hong Kong - Macao arasındaki demirleme yerinde tam 300 gemi sıra bekliyordu !  Sarı deniz ile Hainan adası arasındaki limanlara durmadan sefer yapıyorduk ve Çin dünyadaki demir fiyatlarını uçurmuştu. Eğer Pekin olimpiyatlarını 2000 yılı için almış olsaydı petrol ve emtia fiyatları da 1990 sonlarında uçmaya başlayacaktı.

 

2007 Yılındaki anormal fiyatların ortaya çıkmasında Çin'in çok büyük etkisi vardır. Giderek dünyada su daha değerli olacaktır. Suyun fiyatı durmadan artacaktır. Bu bir gelecek kehaneti değildir. İnsanlığın 9 milyara doğru nüfus patlamasına koşması ve iklim koşullarının kötüleşmesi su konusunda geleceği gösteren belirtilerdir. 2008 Yaz mevsiminde Ege ve Akdeniz turizm yerlerinde su yetmediğinden deniz suyu katılarak verilmeye başlandı. Yakında İstanbul'da aynı uygulama başlayabilir. Bunların hepsi ekonomide geleceği görmek noktalarıdır. Günümüzde Kuzey kutbu enerji kaynakları için ABD ile Rusya arasında nükleer savaş olasılığından bahsediliyor. Yakın bir gelecekte özellikle ABD teknolojisi nükleer savaş sırasında halkın korunma ve beslenme ihtiyaçları için malzemeler üreterek satmaya başlayacaktır. Bazı insanlar için savaş korkunç bir insanlık ayıbı sayılırken bazı insanlar için ekonomide para kazanma fırsatıdır.

 

Dünya ekonomisi emtia fiyatlarının düşüşünü görüp durgunluğa giden dünyayı yeniden atağa geçirmek için Çin tarzı heyecanlar başlatmayı düşünmüyor. Olimpiyatlar için harcanan paradan daha fazlası Çin'in iç kısımlarındaki fakirliği yenmek için harcanmalıdır. Süper güçlerin madalya peşinde koşan atletler yaratması artık eskisi gibi heyecan oluşturmuyor.  Olimpiyatların izlenme oranı giderek dünyada düşüyor. Çin'de  olimpiyat hostes seçimlerinde kızların çırılçıplak soyunarak vücutlarının cetvel ile ölçülerek işe alındıkları yazıldı. Kıta ülkesinin iç kısımlarında o kadar çok fakirlik var ki, eğlence yerlerinde tanıdığım kızlar olimpiyat hostesliği için canlarını bile vermekten çekinmezlerdi ! İşte görkemli yapılar ve törenlerle dünyanın gözlerini kamaştıran ülkelerde fakirliği ortadan kaldırmak için dünya ekonomisinin artık çözme gücünde olduğu bir kuram yok artık.

 

Türkiye'de durmadan yükselen cari açık ve borçlar ekonominin gelecek için en büyük riski olmaya devam edecektir. Bunları astrolojik işaretler ile görmeye çalışmak anlamsızdır. Kaynaklarını durmadan tüketen, nüfusunu çoğaltan ve doğal çevreyi yok eden bir ülkede göbek atarak eğlenen insanlar varsa bunun astrolojik yansıması ancak hayal kırıklığı olabilir ! Yaz ortasında musluklardan tuzlu su akıyordu Ege'de ve İzmir'de arsenik katkısı olan sular siyasiler arasında kavga konusu oluyordu. Ankara'nın suyu bitmişti. İstanbul'da beklenen sonbahar yağışları olmazsa mega kenti zor günler bekleyecekti. Böyle şartlarda toplum tarafından benimsenmeyen siyasetçiler nasıl bir gelecek belirleyecektir ? 2.Dünya savaşında İngiltere Başbakanı Churchill "Size sadece zorluklar vaat edebilirim.." dediğinde İngiliz halkı onu anlamıştı ve dayanma gücü bulmuştu. Türkiye'de Cumhurbaşkanı veya Başbakan böyle konuşsa kaç kişi onları anlayabilir ve kabul edebilir ?

 

2008 Yılının son Güneş ve Ay tutulmasında tuhaf bir gökyüzü tablosu ortaya çıktı. Savaş ve ekonomik kriz kokusu var havada. Yeniden bir olimpiyat hazırlığı yapmak için dünya ekonomisini atağa kaldıracak ve emtia fiyatlarını coşturacak kıta ülkesi yok ortada. O halde savaş Tanrısını yeniden ayağa kaldırmak zamanıdır. İşte kozmik takvimde böyle işaretler var. Olacakları kabul ettirmek için halkın nefes borusunu tıkamak ilk çaredir. Karanlıkta yol almak için iyi bir kılavuza sahip olmak ya da astroloji şansını kullanmak gerekir. Bunların ikisi de yoksa kader hükmünü yerine getirecektir !

 

Değişim zamanları bazı ülkelerde ahlakı yozlaştırır. Zor zamanları aşmakta halkın tercih ettiği çözümler ruhların soyluluğunu ve dürüstlüğünü gösterir. Rusya komünist evreden kapitalist sisteme geçtiğinde pek çok acılar yaşadı. İki fakülte mezunu genç kadınlar işsiz ve aşsız kaldılar. Bunlar hırsızlık, dolandırıcılık ve soysuzluk yollarına sapabilirdi. Ama bedenlerini satmak yani "Nataşa" damgası yemeyi göze aldılar. Bu toplum onları yerden yere vurdu ama peşlerini erkekler hiç bırakmadı ! Şimdi Türkiye'yi kangren gibi saran soysuzları, dolandırıcıları, rüşvet alanları ve hazineyi soyanları görünce  gerçek soyluluğun ne demek olduğunu anlıyoruz.

 


 

 

 

 

TÜRKİYE'DE   EKONOMİK    GELECEK

 

 

Ekonomi ile astrolojinin ilişkisi insanları en fazla düşündüren konulardan bir tanesidir. Çünkü insan para kazanmak için dünyaya gelmiş gibi yaşar ve bu amacın peşinden tüm yaşamı boyunca koşar. Para ne kadar fazla kazanılsa da daima eksikliği duyulan tek şeydir ! Aşk ve seks tüm hayat boyunca sürmez. Oysa, para tutkusu ölüme kadar devam edebilir.

 

Astroloji genel olarak talihin yorumunu yapan bir araç olabilir. Doğumdan itibaren nasıl bir kadere sahip olduğumuzu gösterir. Varlığımızın temel değerlerinden olan manevi ve maddi tutkuları horoskoptan yorumladığımız gibi basit bir şekilde el yapısından çıkartabiliriz.  Elin işaret parmağı yüzük parmağından daha uzun yapıdaysa insanın maddi tutkuları güçlüdür. Yüzük parmağı işaret parmağından daha uzun görünüyorsa onun için manevi değerler üstündür. Para kazanmak bir amaç değil araç sayılır. Burada ortaya çıkan durumun bize öğrettiği gerçek şudur : biyolojik olarak bedenin uzuvlarına kadar etki eden unsur bir yaşam olayıdır ve bununla birlikte yaşayacağız.

 

Ekonomik depremlerin astrolojide yansıması ve daha önceden belirtilerinin yorumlanması dikkat çeken bir özellik olacaktır. Böylece insanların önceden önlem alması ve servetlerini korumaları mümkün olacaktır. Firavunun gördüğü bir rüyanın yorumunu yapan Hz.Yusuf, Mısır'da yedi sene bolluk ve yedi sene kıtlık olacağını bildirmiştir. Böylece Mısır gelecekteki zor yıllara karşı kendini koruyacak ekonomik önlemler almıştır. Borsa ile uğraşan birisi böyle bir olanağa sahip olmak istemez mi ?

 

 

EKONOMİK  GERÇEKLERİ  ANLAMAK  İNSANI  ANLAMAKTIR..

 

Hafta içinde avukat bir okurum aradı. "Son yorumunuzda ekonominin iyi gitmediğini yazmışsınız. Oysa dün Tahtakale'de dövizci arkadaşlarla konuştum. Bundan iyisi olmaz abi dediler !" diye konuşunca yarım yüzyıl içinde ekonomide yaşananları düşündüm. Türkiye'de bir zamanlar ayakkabı yerine lastik giyilirdi. Florya Şenlikköy'de yapılan 23 Nisan bayramı kutlamalarında ilkokul arkadaşlarımın kıyafetleri gözlerimin önüne geldi.  Baştayok ayakta yok devirleriydi. Günümüzün çocuklarını böyle giydirmek için bir tiyatro sahnesinde oyun oynadıklarına inandırmak gerekir..

 

Amerikan yardımı (!) kırmızı peyniri yemek ve toz sütten yapılmış tadı ile bizi sütten soğutan karışımı içmek İlkokul'da günlük görevlerden biriydi ! Protein eksikliğinden dolayı kafaları çalışmayan doğu ülkelerin halkını Amerikalılar adam etmeye (!) kararlı gözüküyorlardı. Zamanla her şey değişmeye başladı ve çocukluğumda kuş uçmaz kervan geçmez tarlalar gün geldi milyon dolarlara satılmaya başladı. Politika yapmaktan başka hüneri ve itibarı olmayan bir takım insanlar buralarda kurulan belediyeleri ele geçirip müthiş ranttan ceplerini doldurmaya başladılar. Politika rüzgarları ne tarafa esiyorsa yelkenlerini buna göre ayarladılar. Bir zamanlar solcu olanlar zaman geldi sağcı veya dinci oldular. Eşlerinin kafalarını türbanla sarıp altlarına cipler çektiler. Florya'da bunların beş milyon dolara basit apartman katlarını bile  satın aldıklarını görür olduk.

 

Ekonomi, kültür ile yoğrulmuş ve vatandaşlık haklarını vatanı korumak ve kalkındırmak olarak gören kesimler ile değil varoşlara dolup vatan topraklarını işgal eden yerliler ile Türkiye'nin geleceğini parlak gören yabancı sermaye etkisiyle büyümeye ve para bu kesimlere doğru el değiştirmeye başladı. Zamanı geldiğinde bizi nasıl köşeye sıkıştıracaklarını çok iyi biliyorlardı. Ellerinde 1915 Ermeni iddiaları vardı. İstediklerinde PKK zebanilerini kışkırtacaklardı. İçerde korku ve yılgınlık oluşturan cinayetler planlayacaklardı. Yatırım ve iş yapmak isteyenlerin karşısına gözü kararmış, para hırsı ile yanıp tutuşan görevlileri çıkartıp rüşvetlerle onları yıldıracaklardı. Bu tür insanlar o kadar büyük servetler yaptılar ki, İstanbul'da bir Belediye Başkanının üzerinde 200 den fazla apartman katı olduğu ortaya çıktı !

 

Ekonomide oluşan servetler sonunda bir devinimin (eylemin) maddi doğal sonucudur. Kimse ölürken tek kuruşunu öteki dünyaya taşıyamaz. O halde ne yaratılıyorsa önemli olan meydana gelmesidir. Sahip olanlar zaman zaman değişirler. Dünyadaki kavga da bu paylaşımda adaletin olup olmamasından kopar. Petrolün varili yüz dolara yaklaşıyor. Petrol ihraç eden ülkelerin elinde müthiş paralar birikiyor.  Bu paralar bir şekilde yine dünya ekonomisine dönecektir. Örneğin Rusya'da biriken paralar Antalya'da harcanmaya başlayacaktır.

 

Sonuç olarak ekonomide işlerin iyi gitme konusu ruhsal bir  olgudur. İşi tıkırında olan ve karşısına bir sorun çıkmayan insan için her şey yolundadır. Başarması gereken bir iş için rüşvet istenen, olmadık kanuni sorunlar ile boğuşan birisi için Türkiye batmaktadır ! Ekonomide bunları kavramak ve tablonun tüm detaylarını incelemek gerekir. Bir öykü anlatılır. Fatih Sultan Mehmet Edirne'de tebdili kıyafetle bir bakkala girer. Bir kilo bal ve bir kilo tereyağ satın almak ister. Bakkal bir kilo balı verir ve tereyağı yandaki komşusundan almasını söyler. Sultan bunun nedeni sorunca bakkal ; "Ben bu sabahki siftahımı yaptım. Komşum da siftah yapsın" der. Fatihin bu olayı anlatıp "Böyle bir halkım varken İstanbul'u değil cihanı fethedebilirim." dediği söylenir. Ekonomi ve eylemleri sadece maddi dünyanın işleri değildir. Ruhun ve moralin de büyük katkıları vardır.