Astroloji Gündeminin Haftalık Konusu

 

 

Siyaset  Dünyası Yeni Hitler Yaratabiliyor

 

ATATÜRK  HAYRANI  AMİRAL  ve  ŞİZOFREN  BİR  KADIN

 

Geçenlerde ünlü bir gazetenin Internet sayfasında  "büyük Atatürk" diye başlayan bir yorum yazmıştım. İktidarın yalakası olduğu anlaşılan bir çapsız hemen yoruma yanıt vermiş. Büyük Atatürk kim oluyormuş ! Bu yobazların kılavuzu olan siyasetçi ile aynı şeyleri 15 seneden beri söylemekten bıkmadılar. Şimdi bunlara Büyük Atatürk'ün kim olduğunu güncel bir örnek ile göstereceğim. İnanmayanlar Internetten araştırma yapabilirler.

 

 İkinci Dünya savaşında ABD Pasifik Filosunun kumandanı olan Amiral Husband Kimmel 1882 yılında  Kentucky'de dünyaya gelmiş ve ABD Deniz Akademisinden 1904 yılında mezun olmuş.  Eğitim yıllarında "Kim" ve "Hubbie" gibi takma adlarla çağrılmış. Yatılı okullarda ve deniz hayatında insanlara takma isim vermek moda sayılır. Deniz eğitimi yaparken sınıfımızdaki arkadaşların hepsinin bir takma adı vardı.

 

Amiral Husband Kimmel'in doğum tarihi Atatürk ile çok yakın. Eğitim yılları da hemen hemen yakın tarihlerde. 1.Dünya savaşında Kimmel önemli görevlerde bulunmuş. Bu sırada Atatürk de emperyalist ülkelerle yokluklar içinde savaşarak Türkiye Cumhuriyetini yaratıyordu. Amiral Husband Kimmel Büyük Atatürk'den o kadar çok etkilenmiş ki, donanmada ona yeni bir lakap verilmiş. "Mustafa Kemal" diye anılmaya başlanmış. Sınıf arkadaşı ABD Deniz kuvvetleri kumandanı Ernest King  ile Washington'daki ofisinde yaptıkları görüşmede King sınıf arkadaşını karşıladığında ; "Hoşgeldin Mustafa" der.

 

Atatürk'e hakaret edenler yalakalık yaptığınız ve izinden gittiğiniz siyasetçiye şunu yazın :"Atatürk olmak kolay bir şey değilmiş üstadım !"  Yaşadığımız günlerde olanlara bakarsak bazıların doludizgin uçuruma gittiklerini izliyoruz. İnançlı olanların kabul edeceği bir gerçek var. Evrende her şey ilahi adaletin kontrolundadır. Sizlerin modern bir ülkede ve özgür yaşamanızı sağlayan, ilah sayılacak kadar büyük işler yapan bir insana hakaret edenlerin ülkesi asla iflas olmaz. Bizim içimizi acıtan konu uçuruma doğru koşarken peşinizden bizim gibi vatanseverleri de sürüklemenizdir.

 


 

ŞİZOFREN  BİR   KADIN

 

Saçma sapan açıklamalar bulunan  Internet sayfasında durmadan eşim Özlem Sügen'e saldıran ruh hastası, İlkokul mezunu ama astrolog olduğunu düşünen şizofren bir kadın var. Ben hayatımda pek çok deli gördüğüm için gözü kararmış şekilde ortalığı karıştıran böyle tiplerle hiç ilgilenmem. Ancak yazdıklarını okuyan bazı insanlar neler oluyor diye düşünebilirler. Bu astrolog (!) olmaya meraklı ilkokul mezunu hatun geçmişte yaptığımız kurs çalışmalarından çıkartılmıştı. Kendi açıklaması ile Babasının şizofren olduğunu ve ailesinin onu dışladığını yazmıştı. Bir gün de annesinden nefret ettiğini ve ne zaman öleceğini astroloji kurallarına göre hesaplanmasını istemişti. Ruh hastası birine karşı en iyi mücadele onu hemen çevrenizden  uzaklaştırmaktır. Biz de bunu uyguladık ama gözü dönen ve başında bir tek hunisi  (!) eksik kadın akıl ve mantık dışı hezeyanlarla saldırmaya başlamıştı. Bu konuda hukuki alanda gerekli olanlar yapılıyor. Bu nedenle daha fazla açıklama yapmak istemiyorum. Böyle insanlara astrolog diye giden, danışmanlık alan, onunla dostluk kuran ve sözlerine kanarak ona buna saldıran zavallı insanlara Allah yardım etsin !

 

Vedik astrolojiyi Türkiye'ye ben getirdim. İlk kitabımı yayınladığımda böyle bir alandan haberi olanlar   hemen hemen yoktu. Bazı Vedik astrologlar Hindistan'dan Türkiye'ye gelir ve bir otelde seminer verirlerdi. Eğer böyle akıl tutulmasına uğrayacak ruh hastasının çıkabileceğini  bilseydim kesinlikle kitabımı yayınlamazdım ! İlkokul mezunu birisi, Türkiye'yi  Uzman olarak NATO toplantılarında temsil etmiş, En ünlü Üniversitede Öğretim üyeliği yapmış, sayısız eserler yazan  bir kişiye ve ailesine saldırıyor. Vay canına !

 

©Yücel Sügen

19.01.2018

 


 

 

 

 

 

 

SİYASET  DÜNYASI  YENİ  HİTLER   YARATABİLİYOR

 

Doğu Almanyanın  komünist liderinin arkasından ülkenin ikinci adamı olan  ve Devlet Güvenlik Bakanı görevinde uzun yıllar kalan Erich Mielke için hazırlanmış bir belgesel izledim. 1957 - 1989 Yılları arasında iş başında olan Erich tam bir terör uzmanıydı. Kendi ülkesinde halkından istediği kişiye işkenceler yaptırmış ve Hitler gibi muazzam bir gücü elinde tutmuştu. Belgeselin benim için önemli tarafı, Erich görevde ve en güçlü zamanında  bu ülkede bulunmuş olmamdı. Batı Almanya'daki Kiel kanalından geçerek  kaptanı olduğum gemiyle Baltık Denizine açılmıştım. Doğu Almanya'nın Rostock limanında yük boşaltacaktık. Bu solgun ve kasvetli kentte uzun bir süre kalmıştım. Kiel kanalı rıhtımındaki telefon kulübesinden İstanbul'daki evimi aramış ve hemen görüşme sağlamıştım. Rostock'da akşam postaneye  girip yazdırdığım İstanbul telefon bağlantısı tam 10 saat sonra gerçekleşmiş ve saat 03.00'de konuşabilmiştim. Rostock'da en popüler ve görkemli otelin lokantasında yemekte salata istemiştim. Masaya bir tabak dolusu kıyılmış lahana getirmişlerdi. Yeşil salata ve domates yok mu diye sorduğumda olmadığını söylemişlerdi ! Böyle lüks maddeleri (!) ancak Devlet Bakanı Erich Mielke'nin masasında görebilirlerdi.

 

Halkda müthiş bir karamsarlık, korku ve bezginlik vardı. Durmadan içiyorlardı. Gemiye uğrayan acenta memuruna ikram için çıkardığım bir büyük şişe rakıyı bir saat içinde tamamen bitirmişti. Öğleden sonra acenta binasına gittiğimde bana viski ikram etmişti ama şişeyi yarım saat içinde kendisi bitirmişti. Halk korku içinde yaşıyordu ama her türlü karanlık işleri çevirenler de vardı. Benim gümrüksüz içki ve sigara satan mağazalardan istediğim her şeyi satın almak hakkım vardı. Genç ve güzel kızlar arkadaş olmak için hiç bir fırsatı kaçırmazlar ve mağazalara birlikte giderek çeşitli içki ve sigaralardan satın aldırırlardı. Bunları karaborsada satarak büyük paralar kazanıyorlardı. Bu kazançtan görevli gümrükçüler ve polisler de haklarını alıyordu. Benimle arkadaş olmak için birbiriyle kavga eden güzel kadınların asıl amacı gümrüksüz malların satın alınmasıydı. Biz de geceleri eğlence yerlerinde vur patlasın çal oynasın yaşıyorduk. Rostock'da kalış zamanı faşing'e rastlamıştı. Gece sabaha kadar eğlenmiştik ve saat 05'de gemiye dönerken bütün kent ayaklanmış herkes işine gidiyordu. Uykuya gittiğim bu günün paradoksunu hiç unutmadım.

 

Güzel kadınlarla sabahlara kadar eğlendiğimiz Rostock'da yıllar sonra neler yaşandığını öğrenmiştim. Belgeselde o zaman tutuklanmış bir mahkum dört duvarı da taş olan hücresinde yerde 20 santim su olduğunu ve burada haftalarca kaldığını anlatıyordu.  Stasi adlı polis teşkilatı Erich Mielke yönlendimesiyle Gestapo'dan daha dehşet saçan kurum olmuştu.  Halkından 17 milyon kişi hakkında dosya oluşturmuşlardı. İşkenceler ve cinayetler alıp başını yürümüştü.  Berlin duvarının yapılmasında Mielke baş rolü oynamıştı.  Duvara karşı bir girişimde bulunan Doğu Almanların vurulması için emir vermişti.  Doğu Almanya'nın en nefret edilen kişisi olan Mielke için Batı Almanya basını "Korkunun efendisi" adını takmıştı. Bir Avustralya gazeteci onun için "Psikopat ve vicdanı karmakarışık adam" diye yazmıştı. Bir kişinin suçlu olmasına gerek yok diyordu Mielke, biz ona yakışan suçu buluruz ! Hitler'in ölümünden sonra doğmuş olsaydı ruhu bedenine girmiş diyebilirdik. Bu da gösteriyor ki siyaset dünyası Hitler gibi bir manyağı dünyanın her yerinde göreve getirebilir.

 

 

28 Aralık 1907 günü Berlin'de dünyaya gelen Erich Mielke'nin Vedik haritasında Satürn-Mars tam kavuşumu vardır.  Mars da Ay ile görünüm yaparak kavuşumun tüm lanetli enerjilerini onun ruhuna taşıyor. Gerçekten bu harita ortaya vicdanı karmakarışık psikopat birini çıkartabilir.  Ay Düğümleri ekseninde Ketu ucunda yerleşen Güneş ve Merkür  mantığını abluka altına sokmuş. Komünist olarak sivrilmeye başladığı günlerde insanlara acıma duygusunu kaybediyor. Mielke yönetiminde Stasi, "Alman topraklarında varolan en dehşetli polis devleti" olarak tanınmıştı. Devletin her kurumu ve elemanı sadece ona hizmet veriyordu. Her şeyi en iyi bilen adam kendisiydi ! Ancak şeytanın bile saltanatının bir sonu vardır. Rusya'da Gorbaçov seçildikten sonra başlatılan  yeni dönem dünyayı değiştiriyordu. "Glasnot - Açıklık" ve "Perestroyka - Yeniden yapılanma" Gorbaçov döneminin simgesi oldu. Korkudan nefesini tutan Doğu Alman halkı birer ikişer sokaklara çıkmaya ve yürüyüşler yapmaya başladılar. Başlangıçta Erich çok sert önlemler aldı. Pek çok genç Stasi işkencelerinden geçiyordu.  Berlin duvarının yıkılmasından sonra tutuklanan Erich Mielke yargılanarak hapse tıkıldı. Şeytanın bile bir sonu olacaktır !

 

 

 

 

©Yücel Sügen

29.12.2017

 

 
 

 

 

Horoskopun Şifresi

Yaşamın Anlamı

Rüyanın Gerçekleşme Şansı

Mutluluğun  Resmi

Mantığın  Efendisi  Duyguların  Kölesidir

Burca Göre Partner Seçimi

Teos Günleri

Borsa ve Talih

Dünyanın durduğu gün

Dört Boyutlu Horoskop

Tanrıyı  Savunmak  Zamanı

Bir şampiyonun kötü Zamanı

Talihin  Güzel Zamanları ve  Kötü  Zamanları

 

Özgür  İrade   Olsaydı...

Yaşam Bazen Pamuk ipliğine bağlıdır

Tutkunun Sonsuz Yolculuğu

Astroloji Ne  İşe Yarar ?

Kalan son çare

Çocuk Sağlığı

Horoskopun  Şeytani  Görünümleri

Halkımızdan birinin portresi

Karanlık   tarafın  kapısı

Talihin Döngüsü

Tanrı Geleceği Niçin Açıklar ?

Kadın  Ruhunun  Hassas  Dengeleri

Astrolojinin  Anlamını  Kavramak

Eş  Zamanlık   veya  Karmik  Etkileşim

Kala Purusha  Uygulaması

İnsan her zaman yanlış bir burç altında doğabilir. Dünyada onurlu 

biçimde kalmaksa kendi yıldız falını gün gün düzeltmek anlamına gelir.