|
İnsanlardaki
merak duyarlığı
FALCILARIN MÜŞTERİLERİ
ASLA AZALMAZ
Bir süre önce annesinin boğazını
kesen bir genç kızın tarotçu bir falcıya dadandığı hatta cinayetten bir
gece önce onun evinde kaldığı açıklanmıştı medyada. Geçen hafta başka bir
tarotçu ve astrolog olduğu açıklanan kadının TV programında "Ama
ikizler burcu insanı güzel olur.." dediğini anlattılar. Demek ki bu hanım
fiziksel güzelliğin horoskopta Venüs burçları ve gezegenin yerleşiminden
kaynaklanan bir özellik olduğunu bilmiyor ! Şüphesiz geleceği merak etmek
duyarlığı insanların tümünde var. Bu nedenle kestirmeden bir kaç resimli
karta bakarak geleceği okumak böyle popüler olmuş. Gelecekten mucize
beklemeyen kimse yoktur. İnsanlar bir kaç dakika içinde hayatlarında ne
zaman ve nerede bir mucize olacağını bilmek istiyorlar.
Şimdi şöyle düşünelim. Her hafta
milyonlarca kişi loto oynuyor. Bunlardan genellikle sadece 1 kişi
ikramiyeyi kazanıyor veya çekilişte kimse şanslı numaraları bilmiyor. O
halde uzun bir zaman sürecinde mucize denecek bir değişim çok az insan
için oluşuyor. Çok az sayıda insanın hayatı değişiyor. Oysa falcıların
kapısını aşındıran on binlerce insan hafta içinde mucize açıklayacak
işaretleri araştırıyor. Demek ki hayatın akışı genel olarak doğum
horoskopundaki yerleşimlerle belirlendiği gibi yürüyor. Eğitim yapmak, iş
bulmak, kariyer yükselmesi, aşk, evlenmek, çocuk sahibi olmak, ev ve araba
almak gibi hayatın mutluluk veren olayları normal bir horoskopun yaşam
akışına yerleştirdiği kilometre taşlarıdır. Falcıdan mucize bekleyenler
ise sadece bu akışın milyonda bir değiştiği işaretin beklenmedik zamanda
ortaya çıkışını umut ederler. Bu durum da zaten doğum horoskopundaki
şifrelere yerleşmiştir ve deneyimli bir insanın gözüne hemen takılır.
Doğum horoskopunda yabancı
ülkelere yapılan uzun yolculuklar için işaretler vardır. Bunun olacağını
yorumlamak ve zamanını bulmak için yerleşimler ve görünümler incelenir.
Bazı insanlar köyünden başka köye bile gidemezken kimisi de durmadan
yolculuklar yapar veya doğduğu yeri terk ederek yabancı bir ülkede yaşar.
Bu sonucun falcılıkla bir ilişkisi yoktur. Kader öyle yazılmıştır. Bunun
ilk işareti horoskopta zararlı etkiler alan 4. ve 2. ev yerleşimi ile olumlu
etkiler alan 7 ve 9.ev yerleşimleri olmalıdır. 4.ev zararlı etkiler alırsa
kişi doğduğu yerden uzaklaşmak ihtiyacı içinde olur. Aşağıda
Amerika'da yerleşen İzmirli bir kişinin Rashi (Doğum) haritası görülüyor.
Haritadaki temel yerleşimler bize hayatın neden böyle bir yola girdiğini
açıkça gösteriyor.
|
BALIK
10.Ev
|
KOÇ
11.Ev
MARS
|
BOĞA
12.Ev
|
İKİZLER
Yük.Burç
1.Ev
KETU SATÜRN |
|
KOVA
9.Ev
JÜPİTER
MERKÜR |
VEDİC HARİTASI
RASHİ
|
YENGEÇ
2.Ev |
|
OĞLAK
8Ev
VENÜS
GÜNEŞ |
ASLAN
3.Ev
|
|
YAY
7.Ev
RAHU |
AKREP
6.Ev |
TERAZİ
5.Ev
AY
|
BAŞAK
4.Ev |
Yaşanan Dasa : Satürn (2001 - 2020) |
Yanda görülen
doğum haritasında 4.Ev yöneticisi Merkür Ketu'dan görünüm
almaktadır. 2.Ev ve yöneticisi Ay zararlı Mars'tan görünüm
almaktadır. Haritada 2 ve 4.evlerin zararlı etkiler altında kalması
yabancı bir ülkede yaşamanın en önemli iki nedenidir.
9.evde (Kova)
yerleşen Jüpiter uzun yolculukları ve Kariyer (10.ev-Balık)
nedeniyle yabancı ülkelerde yaşamayı göstermektedir. Evlilik evi (7)
yöneticisi 9.evde olduğundan eşi de orada yaşamak isteyecektir.
Yabancı ülkelerde
kalış için öncü ve su grubu burçlar etkilidir. 12.Ev (Yabancı ülke)
yöneticisi Venüs öncü burç Oğlak'tadır. 7.Ev ile görünüm yapan
Satürn yabancı ülkelerde yaşatır ve bu da Satürn Dasa içinde olur.
7.evde yerleşen
Rahu yabancı ülkelerde yaşamayı tetikler. Çift karakterli burçların
yöneticileri yabancı ülkelerde yaşatır. Balık ve Yay
yöneticisi Jüpiter 9.evde bu sonucu verir. |
SİSLİ HAVADA
BURNUNUN UCUNU GÖREMEZSİN...
Son zamanlarda insanların
kafalarını karıştıran pek çok olay ortaya çıktı. Anayasa mahkemesinin
kararını sevinçle karşılayan tarafların "Pirus" zaferi kutlamalarını
seyrettik. Ardından enerji kaynakları için debelenmelerin sonucunda
binlerce sivilin öldüğü Rusya-Gürcistan savaşı farklı sıkletlerde güreşen
iki sporcunun oyunu gibi gözüktü. Gürcistan Sovyet Rusya'nın toprakları
içindeyken Batum'da emekli bir kızıl ordu albayı ile sohbet ediyorduk.
Stalin'i yere göğe koyamıyordu. Aslında bir Gürcü olan Stalin zalimliği
ile tanınıyordu. Gemiye gelen ve yanındaki Rus yapımı saatleri satarak
geçimini sağlayan Rus acente memuru utanarak 50 dolar maaş aldığını ve
markette etin kilosunun 35 dolar olduğunu anlatıyordu ! Sonra neler oldu
neler. Gorbaçev ile Sovyet Rusya dağıldı. Bana saat satarak geçinmeye
çalışan Rus'lar yükselen petrol paraları ile zenginleşerek Antalya'da otel
satın alıp yerleşmeye başladılar...
Yine son günlerin olaylarından
biri de bazı kişilerin evlerinde silah ve el bombası gibi savaş
malzemelerinin bulunması ve bunu bazı medya gruplarının flaş haber olarak
duyurup günlerce kullanmasıydı. Şimdi bu çok bilmiş insanlara bir soru
yöneteceğim. Siz hiç bir gemi dolusu silah ve cephane gördünüz mü ? Bunun
ne kadar yer tutacağını kestirebilir misiniz ? Yedek subaylığımı Ulaştırma
Komutanlığına bağlı askeri bir gemide 2.komutan olarak yapmıştım. Bir
keresinde Gelibolu'da askeri rıhtıma yanaşıp savaş malzemeleri boşalttık.
O küçük geminin yükünü boşaltmak için yüzlerce askeri kamyon gerekmişti ve
tam 10 gün sürmüştü. Bir geminin yükünü karada bir depoda görünce
şaşkınlık içinde kalırsınız. Bu gemiden nasıl bu kadar şey çıktı diye
düşünürsünüz.
Bir gemi dolusu yükün ne demek
olduğunu anlatmamın nedenine gelelim. 1980 Askeri darbesinden önce
Türkiye'nin her gün onlarca insanın vurulduğu karışık günlerinde içi savaş
malzemesi ile dolu kaç tane geminin Marmara sahillerinde yükünü
boşalttığını tahmin edebilir misiniz ? On tane yirmi tane el
bombasından ve tabancadan bahsetmiyoruz. Bir geminin tüm yükünün savaş
malzemesi olduğunu açıklıyoruz. Irak'a bir gemi getirmek için gittiğimde
geminin sahibi olan Metin Bener yolculuk sırasında bana böyle bir kaç tane
korku hikayesi anlatmıştı. Metin Bener denizciydi ve "Sarı Avni"
diye tanınan birinin gemilerini çalıştırıyordu. Sarı Avni de Türkiye'nin
ünlü kaçakçılarından birisiydi. Onun da nereden mi biliyorum ? Yine büyük
şöhret kazanan Mali Polis müdürü S.Tantan ile özel bir arabada birlikte
Ankara'dan İstanbul'a yolculuk yapmıştık. Yolculuk sırasında sayın Tantan
ünlü babalardan bahsederken Sarı Avni için "tanıdığım sopaya en dayanıklı
kaçakçıdır.." demişti.
Metin Bener'in anlattıklarına
göre yabancı bayraklı gemileri Türkiye'ye getirip böyle kişilere satan
Kaptan Nejat İncediken'den aldıkları bir gemiyi Sarı Avni'nin
silah ve cephane yükü ile Marmara denizinde boşalttığını ve ertesi hafta
sağ ve soldan karşılıklı pek çok cinayetlerin işlendiğini duymak tüylerimi
ürpertmişti ! Şimdi günümüz Türkiye'sine bakıyorum. Bir evde on tane el
bombasının bulunması olay oluyor. Madem her şeyi araştırıyor ve derinlere
iniyorlar bir zamanlar gemi dolusu silahı Türkiye'ye sokanlar da
unutulmamalıdır. Adamlar ünlü iş adamları gibi yaşıyorlar !
Böyle konulara bulaşmamak
gerektiğini anlatan Metin Bener bir sohbet sırasında bana "Sen bir
kurşunun kaç para ettiğini biliyor musun ?" diyerek arkadaş
uyarısında bulunmuştu ! Yani bu tür işlere karışanları çok ucuza yok
edenler varmış. Tıpkı Uğur Mumcu gibi yani.. Hem böyle tehdit edilenleri
bilmek hem de bunca komediyi izlemek insanın canını sıkıyor. Türkiye'nin
son 50 yılında olanları anlatan gerçekler açıklandığında bu gün
yaşayanların hiç biri hayatta olmayacak. Okuyanlar da sadece bir "vay
anasını" derler mi bilmem !
Bu kadar tuhaf olay arasında
sanırım en iyisi gene falcılardan medet ummak ve bu ülkeye ne olacak diye
sormak olmalı...
|