Apollon  Tapınağındaki  Horoskop (Tıklayın)

Bu İnsanlık  Nereye  Koşuyor  ?

Türkiye  Haritasında  Kozmik  Sorun  Düğümü

Bu Günleri Bile Aramak Zorunda Kalmayın

İş Adamı  Murat  Ülker'e  Satürn  Darbesi

Havada  11 Eylül 1980 Gününün  Kokusu  Var

 

 

BAZILARI   PUSLU   HAVAYI    SEVER

                                           

 

Zamanı gelince Türkiye'de günümüzde yaşananlar yüzlerce kitabın konusu, onlarca filmin senaryosu olacağa benziyor ! Bazıları puslu havayı seviyor ki kaynayan kazanın altına durmadan odun atıyorlar. ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanın sadece 20 dakika görüşmesini küçümseyen medya tarafı var. Bunlara verilecek yanıt şöyle olabilir. Kendileri vaktiyle  Beyaz Sarayda ABD Başkanı Bush ile sadece 10 dk görüşmüş ve arkasından Türkiye'nin başına geçmişti. Şimdi ise 20 dakikalık görüşmeyi önemsemez görünmeyin sakın ha...Kim bilir bunun arkasından neler gelecektir  başımıza ?  Koca Türk ordusunun başında görev yapmış  Genel Kurmay Başkanını 5 yıl hapiste tutan ve ordunun  sesini çıkartmadığı bir ülkede kimse serçe parmağını bile oynatamıyorsa diyecek bir şey kalmıyor. Belki de gerçek akıl tutulması olayı böyle bir şey olmalı !

 

Şimdi size puslu havada dönen şüpheli olayların birinden bahsedeceğim. Fetö'cü diye tutuklanan binlerce kişi işinden, ailesinden kopartılmış ve malından mülkünden olmuştu. Sadece yargılanmaları yetmemiş olacak ki sahip oldukları her şey ellerinden alınmıştı. Bu konuda başlarına gelen felaketi anlatan ve geleceğin ne gösterdiğini soran mesajlar aldım. Durum aynı Balyoz davasından tutuklanan bazı Generallerin haline benziyor. Onların eşleri de bize kocalarının geleceğinin ne olacağını sormuşlardı. Tabi ki bu sorgulama siyasi bir gücümüzün olmasından değil astroloji uzmanı olmamızdan kaynaklanıyordu.

 

Toplumda Fetö taraftarları diye ayrım yapmaya başlarsak karşımıza  çıkanlardan birisi bir kaç yıldan beri kaçak yaşayan ünlü bir armatör olacaktır. Internet sayfalarında verilen bilgilere göre vaktiyle Fetö denen kişiye bir buçuk trilyonluk arsa bağışlamış. Günümüzde sadece hesap açtırdı diye bir banka ile ilişkisi olduğu iddia edilen binlerce insanın işine son verildiği  bir zamanda kurumun Yönetim Kurulu Başkanlığını yapmış olan bu zat Türkiye'nin en zengin kişilerinden birisi. Fetö ile ilgili tutuklamalar başladığında dünyayı denizlerden dolaşacağım diyerek sahip olduğu yat üzerinde Miami'de görülen zat tanınmış gazete ve dergilerde yazılar yayınlatmıştı.

 

Türkiye'nin en zengin armatörünün yıllar sonra Fetöcü diye tutuklanması kararı alındığında Türkiye'deki işleri aynen devam ediyordu. Milyarlık serveti kontrolündeydi.  Miami'den  Philadelphia'ya Fetö'nün yanına giderek görüşme yaptığını bile düşünebiliriz ? Şimdi bir yanda aldığı maaşla ailesini geçindirmek için çalışan ama işinden kovulan ve  malı mülkü elinden alınan bir akademisyeni düşünün. Bir de dünyanın sayılı zengin armatörlerinden birisi olan zatı düşünün. İşleri aynı şekilde devam ediyor ve gemileri para kazanmaya devam ediyor. Tutuklanma kararının armatörün tüm işlerine bir ayar vermesinden sonra alındığı anlaşılıyor. Buna da ülkemizde adalet adı veriliyor !

 

Bazıları puslu havalarda daha fazla güçleniyor anlaşılan. Bu günün tarihi  19 Mayıs 2017. Galiba 19 Mayıs 1919 gününden daha ağır bir hava var üzerimizde  ?

 

©Yücel Sügen

19.05.2017

 

 


 

 

 

 

HAVADA  11  EYLÜL  1980   GÜNÜNÜN    KOKUSU   VAR   !

                                           

 

12 Eylül 1980 Darbesini anlamak için bundan  bir gün önce Türkiye’deki havayı solumak gerekir ! İstanbul’da, Göztepe’de bir apartman katında yaşıyorduk. Caddeye bakan evin salonuna girmezdik. Girilmesi gerektiğinde geniş pencerenin önünden yarı büklüm eğilerek geçerdik. Gece gündüz silah sesleri duyulurdu ve bir kaza kurşununa hedef olmamak için çareler düşünürdük ! Her gün onlarca kişi öldürülüyordu. Ortaköy’deki Yüksek Denizcilik okulunda Öğretim Görevlisiydim ve ayrıca İstanbul limanında Kılavuz Kaptan olarak görev yapıyordum.

 

Yat kaptanlığı sınavına giren Antalya’da  ünlü bir otelin sahibi , okulumuzun Beden eğitim öğretmeni, Olimpiyatlarda güreş dışında ilk madalyamızı kazanan Ruhi Sarıalp’ın arkadaşı çıkmıştı. Hocamızı Antalya’ya davet etmişti. Bu sırada Türkiye’de yüksek eğitimde derslerin yürüdüğü tek okul bizimkisiydi. Yine de arada bir öğrencilerin  liderleri tarafından toplanarak devrim konuşmalarının yapıldığı büyük salona götürülmelerine alışmıştık ! Sınavların sona erdiği ve diploma törenin yapıldığı 1 Temmuz 1980’de  tatile girilmişti. Ruhi hoca, ülkenin en modern beden eğitim aktivitesinin bulunduğu binadaki çalışma odasının penceresinden Boğaz’ın sularını seyrederken bana sormuştu. “Yücel, eğer önemli bir programın yoksa benim arabamla Antalya’ya gidelim” demişti. Antalya’daki arkadaşının otelinde bir hafta geçirmeyi  planlamıştı.

 

 Temmuz ortasında İstanbul’dan yola çıkmıştık. Bir daha hayatım boyunca böyle bir deneyim yaşamayacağımı anlamıştım. İstanbul-Antalya arasında yollar ıssızdı. Kentlerden geçerken biraz insan yüzü görüyorduk. Sanki bilinmez bir el yolları temizlemişti. Kimse evinden çıkıp bir yere gitmiyordu. Yolculuk boyunca arabadaki radyodan dinlediğimiz haberlerde vurulan insanlardan bahsediliyordu. Türkiye sanki  patlamaya hazır bir bomba gibiydi. O zaman Antalya’nın en görkemli  otelinde odalarımıza yerleşmiş ve hemen mayolarımızı giyerek denize koşmuştuk. Otelde de bir avuç tatil yapan insan vardı. Yolculuk boyunca Ruhi hoca bazı yerlerde durup yamaçları saran sarı katır tırnakları çiçeklerini toplardı. Büyük bir aşkın anılarını taşıyan çiçekler arabanın içini nefis kokular doldururdu. Sevdiği kadının Amerika’ya gittiğini ve onu kaybettiğini gözleri nemlenerek  anlatırdı. Atatürk sevdalısı mükemmel bir insandı. Dobra dobra   konuşması yüzünden çok daha  yüksek yerlere gelebilecek Ruhi Sarıalp’ın önü hayatta hep kesilmişti. Onun tırnağı olmayacak siyasi madrabazların ve Atatürk düşmanlarının bir gün ülkeyi ele geçireceğini tahmin edemezdik !

 

İstanbul’a döndükten sonra Kılavuzluk  Kaptanlık görevimi  sürdürüyordum. Ayrıca  okulda yeni eğitim yılına hazırlanıyorduk. 12 Eylül 1980 sabahı,  Çubuklu’da, Boğaz kenarındaki evimde telefonun çalmasıyla uyandırılmıştım. Beni arayan bir akrabam radyoyu aç  demiş ve eklemişti : “Ülkede ordu darbe yaptı...”  Sokağa çıkma yasağı vardı ve kısıtlı haber kaynaklarından bir şeyler öğrenmeye çalışıyordum.  Darbenin başındaki General Evren ile bir süre sonra Genel Kurmay Başkanlığında yapılan armatörler toplantısında bir araya gelmiştim. Evren toplantıya kısa kollu apoletli gömlek giymiş ve ağzında kocaman bir havana purosu ile gelmişti. Güney Amerikalı darbeci bir subay gibiydi !  Toplantıda Türkiye’nin ekonomisini etkileyen zengin ve söz sahibi ünlü armatörler vardı. Hepsinde derin bir korku havası hakimdi. Önemli konularda bile akılda kalacak tek laf etmiyorlardı. Toplantının amacı belli olmuştu. General Evren ve silah arkadaşları ülkede sözü geçen iş adamlarına kısaca şöyle diyordu : “Ben hepinizden büyük ve güçlüyüm. Sesinizi kısın ve sadece  işinizi yapmaya bakın..” İki armatör çok pahalı alınan bir süper tanker konusunda ağız dalaşına girmişti. Evren ikisini de susturdu ve şöyle dedi :”Benim huzurumda birbirinizle kavga ederek saygısızlık gösteremezsiniz..”

 

Askeri yönetim Yüksek Denizcilik Okulunu kapatmıştı. Benim seyir bilimi dersimin yapıldığı laboratuvardaki manzara korkunçtu. Sanki üzerinden bir buldozer  geçmişti. Her türlü kitap, harita, aletler ve bilimsel araçlar yerlere saçılmıştı. Eğitim yerinin Tuzla’da askeri bir yerde olacağı bildirilmişti. Hemen gidip yazılı olarak istifamı verdim. Milliyet gazetesinde yayınlanan bir makale yazdım. Başlığı “Piri Reis” olan yazımda koca denizcinin alçaklar tarafından suçlanarak  idam edilmesini ana konu yaparak ülkede doğruluk için çalışan herkesi benzer bir sonucun beklediğini işlemiştim. Bir hafta sonra beni  Ankara’ya ,Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığına çağırdılar. Ankara’da  Bakanlık’ta Müsteşar   emekli bir Amiral vardı.  Bana özetle şunları söyledi. “Vatanını çok seviyorsan buraya gelip bizimle  çalışırsın..” Ne demek istediklerini anlamıştım. Sesini kıs diyorlardı ! İstanbul’a dönünce devlete ait  Kılavuzluk işletmesinden istifa ettim. Böyle bir  işte çalışmak için için her yolu deneyen denizcilerin olduğu bir dönemde istifamı düşünmeden vermiştim.

 

Aradan yıllar geçti. Hayatımı özel işlerde  çalışarak kazandım.  Devlet kadrolarında sahip oldukları işi kaybetmemek için ruhlarını satan pek çok insan gördüm. Siyasi gücü elinde tutan yöneticilere yalakalık etmenin, av köpeği gibi havayı koklayarak  peşlerinden koşmanın moda olduğu seneler geçti. Sonunda 2002 yılının sonlarına doğru Türkiye ılımlı  İslam adı verilen  kişilerin eline geçti.  Her seçimde  hile olduğu iddia ediliyordu ama ülkede aynı yönetim devam ediyordu. Sonunda, 16 Nisan 2017 günü referandumda hilelerin tüm dünyanın gözleri önünde yapılması gerçekleşti. Hayır oylarının daha fazla olduğu görülünce ülkedeki önemli resmi kurumlardan biri maç sırasında kural değiştirip ofsayttan bir gol atılmasına neden olduğu iddiası vardı. Oy atmak için tam 650 km yol yaparak kayıtlı olduğum ilçeye gitmiştim ve duruma bakarsak benim oyum çalınmıştı !

 

 O günden sonra gelişen olaylar  içinde en fazla nefret toplayan  Büyük Atatürk hakkında ileri sürülen korkunç yalanlar oldu. Böyle yapanların  referandumda hayır oylarının kazanmasını  unutturmak istedikleri söyleniyordu. Sokaklarda farklı bir terör kol gezmeye başlamıştı. Halkını ikiye bölenler sokak savaşlarına adeta davetiye çıkartmıştı.  Bunlar olurken ekonomik durum giderek bozuluyor, işsizlik sayısı çığ gibi yükseliyordu. Geçen yaz  Samos adasına gittiğimde kuzu pirzolanın kilosu 7 euro iken Türkiye’de  tam 75 liraya satılıyordu ! Türkiye koşar adımlarla karanlık tünele giriyordu. Geçmişte ekonomik sorunlarda  Ecevit için gazetelerde tam sayfa ilanlar yayınlatan iş adamları korkudan seslerini çıkartmaz olmuşlardı. Atatürk için iğrenç saldırılarda bulunan aklını kaybetmiş rezil insanlık müsveddeleri  için ülkenin başındaki kişinin bir kere olsun protestoda bulunmamış olması utanç vericidir.

 

Havada ağır bir 11 Eylül 1980  gününün havası var ! Her iki devri gören bir insan olarak bu kadar ağırlığı hiçbir sistemin taşıyamayacağını düşünüyorum.  Ülke yıllar boyu çeşitli deneyimlerden geçti ve acılar yaşadı. Darbelerin sorunlara asla çözüm getirmediğini gördük. Ancak, bu ağırlığı dünyada taşıyacak halk yoktur.  Bunun sonucunda muhakkak bir şeyler değişecektir. Ben en fazla 6 ay içinde beklenmedik gelişmelerin olacağını ve Türkiye’nin muhakkak farklı bir yolu deneyeceğini ön görüyorum. Bunun işaretini astrolojik olarak çeşitli horoskoplarda görebiliriz. Haziran ayından sonraki 3 aylık süreci kapsayan Ingressus horoskopu önemli olayları ve değişimleri  gösteren kozmik işaretleri barındırıyor. Yaşanan 2017 yılının 2.yarısında büyük sürprizleri yaşamaya hazır olmalıyız ! Bu konuda en zararlı çıkacak kesimin siyasetçiler olacağını anlıyoruz.

 

©Yücel Sügen

10.05.2017

 

 


 

 

 

 

İŞ  ADAMI  MURAT  ÜLKER'E   SATÜRN  DARBESİ

                                           

 

Nisan ayının 1.günü şaşırtma ve kandırma zamanıdır ! Eski çağlardan beri insanlar birbirini aldatmak  için yalan haberler oluşturur. Bunlara gülüp geçmek ve yılın komik zamanı saymak konusunda dünyada geçerli bir anlayış vardır.  Türkiye'de büyük ve ünlü bir firmanın 1 Nisan için hazırlattığı reklam filmi bu güne kadar yaşanan tüm 1 Nisan şakalarına adeta damgasını vurdu.  Reklam filmi üzerinde yapılan spekülasyonlar günlerce önemli haberler arasında yer aldı. Bahsettiğimiz ünlü firmanın Ülker olduğunu ve başı sıkışan kişinin de firmanın sahibi Murat Ülker olduğunu biliyorsunuz. Öyle dokunmalar yaşandı ki, 15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasında perde arkasındaki adamın kumandasında olduğu ve yeni bir darbenin habercisi olduğu bile konuşuldu ! Yurt dışında olan Murat Ülker programını iptal ederek hemen ülkesine döndü,  dedikoduları yalanlayan açıklamalar yaptı. Ülker şirketinin reklam filmi de yayından kaldırıldı. Bu olay gündemi değiştirmek için uydurulan yüzlerce siyasi konu gibi görülebilir ama iktidarda bulunan siyasi parti zamanında serveti yüz misli büyümüş bir kişinin darbecilerle birlikte yorumlanması gerçek bir komedi sayılabilir ! O halde olayın aslı nedir ve neden durup dururken Murat Ülker gibi bir milyarder zenginin başına gelmiştir diye sorabiliriz ?

 

Murat Ülker, 23 Mart 1959 günü İstanbul'da saat 23.20'de dünyaya gelmiş. Şimdi Vedic haritalarını hazırlayacak ve ilginç nedeni göstereceğiz. Internet kaynaklarında doğum günü olarak 21 Mart gösterilmiştir. Yaklaşık 10 yıl kadar önce analiz çalışması için bize verilen tarih ise 23 Mart olduğundan bu bilgiye  bağlı kalıyoruz.

 

BALIK

5.Ev

GUN MER

KETU

KOÇ

6.Ev

VENUS

BOĞA

7.Ev

MARS

İKİZLER

8.Ev

BALIK

KOÇ

BOĞA

 

İKİZLER

RAHU

KOVA

4.Ev

 

VEDİC

 

RASHİ

 

YENGEÇ

9.Ev

KOVA

2.Ev

 

VEDİC

 

Navamsa

 

YENGEÇ

VENUS

SATURN

OĞLAK

3.Ev

ASLAN

10.Ev

AY

OĞLAK

ASLAN

 

YAY

2.Ev

SATURN

T.SATURN

AKREP

Yük.Burç

1.Ev

JUPITER

TERAZİ

12.Ev

BAŞAK

11.Ev

RAHU

YAY

MERKUR

KETU

AKREP

AY

TERAZİ

BAŞAK

GUNES

MAR JUP

 

Hayatın  Yükseliş   Zamanı

 

İş Adamı Murat Ülker'in Vedic haritaları çok kuvvetlidir. Rashi haritasında Gajakesekari Yoga, Laksimi Yoga ve Parivartana Yoga gibi güçlü kozmik işaretler vardır. İktidarda bulunan partinin seçimi kazandığı yıl olan 2002 yılında yaşanan Maha Dasa Jüpiter olup 2.Ev (Yay) yönetici gezegeni olarak Jüpiter 1.evde yerleşmiştir. Çok zengin olan kişilerin horoskoplarındaki tipik işaret budur. Seçim tarihi olan 2002 yılında T.Satürn İkizler burcundaydı.  Natal Ay yerleşimine göre 11.evde bulunan Satürn muazzam güç verir ve hayatın en verimli zamanıdır. Böylece, Murat Ülker için neden 2002 yılının çok önemli olduğu anlaşılıyor. Murat Ülker'in Annesi Eylül 2010 içinde vefat etmiştir. Bu sırada T.Satürn  Başak  burcunda ve natal Ay yerleşimine göre maraka ev olan 2.evdedir. Anne için ölüm evidir.  Bu şekilde doğum tarihini de sınamış oluyoruz.

 

T.Satürn 2014 sonunda  Akrep burcuna girdiğinde natal Ay yerleşimine göre 4.evde oluyor ve "Kandaka Satürn" süreci başlıyordu.  Hayatın zorlu süreçlerinden bir tanesidir. Ancak, T.Satürn Akrep burcundan Yay burcuna geçiş zamanında "Gandanta" adı verilen ve son 20 senede ilk kez ortaya çıkan çok kötü bir periyot oluşturur. Su burcundan ateş burcuna girişte son 3 derece ve  ilk 3 derece içinde ilerleyen gezegen  ileri-geri hareketleri nedeniyle Aralık 2017 tarihine kadar Gandanta etkilerini devam ettirmektedir.

 

Bir yandan Kandaka Satürn negatif enerjileri ve diğer yandan Gandanta zararlı etkileri Murat Ülker'in Rasi haritasında hayatının en zorlu zamanlarını yaşatmaya başlamıştır. İşte, 1 Nisan 2017 tarihinin kozmik öyküsü budur. Bu sırada Yay burcunda olan T.Satürn yeniden Akrep burcuna girecek ve yaz boyu orada kalacaktır. Kandaka Satürn olayı da yeniden kendini hissettirecektir. Ayrıca 2016 yılında Satürn Maha Dasa başlamıştır. Bu sırada yaşanan olaylardan daha zorluları Aralık 2017 tarihine kadar ortaya çıkacaktır. Bu arada 16 Nisan 2017 günü Türkiye'de siyaseti ilgilendirdiği kadar iş dünyasını da ilgilendiren referandum yapılacaktır. Referandum sürecinin böyle karmaşık kozmik enerjiler zamanına rastlaması şüphesiz ülkede çok ilginç ve çarpıcı olaylar yaşayacağımızı gösteriyor. Belki de farklı bir gelecek tablosunun ortaya çıkmasını bekleyebiliriz !

 

©Yücel Sügen

05.04.2017

 

 


 

 

 

BU  GÜNLERİ   BİLE   ARAMAK   ZORUNDA    KALMAYIN

                                           

 

Sadece 1 hafta içinde olan bitenleri düşününce akıl sağlığını kaybetmemek mucize sayılır bu ülkede ! Karanlığa doğru koşanlar var, hem sağır hem de dilsiz gözüküyorlar. Zorlu Satürn süreçleri vardır hayatta. Örneğin, Sadesati veya Kandaka gibi. Başına  gelenleri yana yakıla anlatanlara sabırlı olun ve bu zor günlerin geçmesini bekleyin diye görüşü açıklayan astrolog sanki küfür ediyormuş gibi görünür ! Referanduma doğru ülkedeki manzaralar bundan daha kötü gözüküyor. Belediye Başkanın biri halkı karşısına toplamış onlara oylarını nasıl (!) atacaklarını anlatıyor. Bu sırada yoldan geçen bir seçim otobüsünden İzmir marşının sesleri duyuluyor. Türk vatandaşı olan Belediye Başkanı küplere biniyor ve hakaretler yağdırmaya başlıyor. Onun da kafasında kim bilir kaç tane Satürn vınlayıp duruyor ?

 

Türkiye'nin Vedic Mundane horoskopunda 16 Nisan 2017 transitlerinde Kandaka Satürn var. İkizler burcundaki natal Ay karşısında Yay burcundan transit Satürn geçiyor. Hem de Gandanta adı verilen zor bir dilim içinde. Demek ki, halkın bir kısmı büyük bir kazık yiyecek. Bunlar laik düzeni savunan cumhuriyetçi kesim olmasın sakın !  Zira, ortamı saran görüşler adaletli ve normal bir referandum yapılmayacağına inanıyor. Bunu doğrulayan çeşitli ip uçları var. Örneğin, referandum ohal şartlarında yapılıyor. Dünyadaki hukuk düzenlerinin en kötüsünde bile böyle bir örnek yok. İdi Amin gibi yamyamın ülkesinde olabilir ama onun da sonu hazin olmuştu !

                                             

 

Suriye'de önce Süleyman Şah türbesi kaçırıldı ve ağır bir sonuç ortaya çıktı. Ardından teröristlere ders vermek üzere askerimiz Suriye topraklarında harekat başlattı. Şehitler verildi ve sonuçta oradan da askerler geri çekildi. Haydi diyelim ki bunlar siyasi olaylar ve zavallı halkın anlamasını beklemeyin. Çarşı pazarda alış veriş edenler yok mu  ? Yunanistan'da aylarca ekonomik şartların ne kadar kötü olduğunu yazdı çizdi yandaş medya. Oysa, Yunanistan'da pirzolanın kilosu 7 euro yani 25 TL. Burada o fiyata 1 kg kıyma bile alınamıyor. Her yerde seralarda  yetiştirilmesi son derece kolay olan yeşil biberin kilosu 12 TL. Hala bir yerdeki kıla yüzünü sürmek için çırpınan meczuplar çarşı pazara  çıkmaz mı  ?

 

Türkiye , dünyanın en bereketli Jeotermal enerjisine sahip bir kaç ülkeden biri. Kışın doğal gazla ısınmaya çalışan veya kömür yakarak havayı kirleten milyonlarca insan yaşıyor. Jeotermal enerjiyi kullanarak evleri ısıtalım diye çalışan siyasetçi yok. Pek az şirket başka amaçlarla uğraşıyor. Oysa sadece İzmir çevresinde kurulacak jeotermal ısınmalı  seralarla Türkiye hem kendini doyurur hem de Avrupa'ya taze sebze ihraç eder. Rusya'dan buğday satın alan ülke haline getirilen,  hukuk ve adalet konularında muz cumhuriyetine dönen ülkemiz doğruyu gören insanları arıyor. Bu kafa ile devam edilirse bu günleri bile aramaya başlayacağız !  Çanakkale savaşlarına Abdülhamit'i getirenler ama büyük Atatürk'ü bilerek unutanlar dileriz geceleri şehitlerin ruhlarının taarruzuna uğrarsınız !

 

 

                                                                                


 

 

 

 

 

TÜRKİYE   HARİTASINDA    KOZMİK    SORUN  DÜĞÜMÜ

                                           

YAŞANMAKTA  OLAN   VEDİC   GANDANTA    ZAMANI

 

 

Son zamanlarda Türkiye'deki iktidarın sahibi gözüken kesim yabancı ülkeler ile kapışmış gözüküyor. Bunlar önceden de vardı ve "Eyyy" diye başlayan hecenin yanına hemen her ülkenin adını yazabilirsiniz !  Son zamanlarda ise ülkeler hızla çeşitlendi. Almanya'dan sonra Hollanda ve diğer AB ülkeleri sıraya girdiler. Neden bu ateş şimdi yükselmeye başladı diye sorabiliriz ?  Sorunların kendini göstermeye başladığı ülkeler Afrika'nın ezilen  fakir ve bitik devletleri değil  üstelik !  Avrupa'nın tanınmış devletleri ile kapışmalar başladığında siyasetin güdümündeki bazı kalabalıklara hakim olmak çok zordur. Bazıları Hollanda bayrağı diye Fransız bayrağını yakar, İstanbul'da Hollanda konsolosluğuna Türk bayrağı çekerler ! Olaylar geçmişte İran'da yaşanan ve ABD Tahran konsolosluğunu ele geçiren halk hareketine çok benziyor. Bu konuların siyasi yanlarını bir kenara bırakarak kozmik nedenler üzerinde durmak ve olayların hangi tehlikeleri barındırdığını incelemek istiyoruz.

 

Türkiye'de yabancı devletler ile siyasi bozuşmaların yer almaya başladığı zaman dilimi Vedic astroloji sisteminde yaşanmakta olan "Gandanta" sürecine rastladı. Gandanta, özellikle ruh gelişmesi ile ilgili Zodyak'taki bağlantı noktalarıdır. Bu noktalar Güneş ve Ay Zodyak'ların buluştuğu noktadır. Bu noktalar Balık-Koç, Yengeç-Aslan, Akrep-Yay arasında bulunur. Karmik etkiler vermek konusunda güçlüdürler ama en dikkat çeken yer Akrep ve Yay burcu arasındadır.  Akrep burcunun 26,40 derecesi ile Yay burcunun  3,20 derecesi içinde yer alan bölgede yerleşen bir gezegen karakteri ile olayları yönlendirir. Bu sırada transit Satürn açıklanan bölgede ileri-geri hareketleri nedeniyle uzun süre kalacaktır. Böyle bir olay son 20 senede ilk kez yaşanıyor.

 

Gand kelimesinin anlamı "düğüm" demektir. Anda'nın anlamı da "Son" demektir. Gandanta sonunda düğüm anlamı ortaya çıkar. Burada ortaya çıkan bağlı düğümün çözülmesi çok zor demek olur. Zaten Denizcilik terimi olan düğüm kolayca çözülmeyen bir bağ anlamına gelir. Gezegenler  bu konumlara girdiğinde sonraki düzeye geçmeyi sağlayacak düğümü çözerken büyük sorunlara neden olurlar. Ortaya çıkan karmaşa gezegenin hızına bağlı olarak belirlenen bir süre devam eder. İşte, transit Satürn Akrep burcundan Yay burcuna geçerken ortaya çıkan Gandanta bir kaç hafta sürüp bitecekti. Oysa, tam bu noktada gezegen geri harekete başlayınca tekrar Akrep burcuna dönüşü ve ileri harekete geçmesi Aralık ayına kadar uzanan bir serüven oluşturdu. Ortaya çıkan sorunlar travmatik olaylar, iç mücadele karmaşıklığı ve maddi kayıplar olarak kendini gösterecektir. Ulusal Ruh bir sonraki adıma hazırlanmak için çok çaba harcayacağı bir zaman geçirmek zorundadır.

 

Türkiye  Vedic  Mundane  haritasında Yay burcu 7.evdir. Yani komşularını gösteriyor. İşte bu sırada komşuları ile kapışmanın ve sorunlar yaşamasının sırrı budur. Burada yerleşen T.Satürn aynı zamanda 1.evde bulunan natal Ay ile görünüm yapıyor. Mundane haritada Ay halkı temsil eder.  Satürn bu konumda Kova burcundaki Ketu (Güney Ay Düğümü) ile görünüm yapıyor.  T.Satürn 11.ev yönetici gezegeni natal Mars ile görünüm içindedir. Sonuç olarak Gandanta sürecinde çok gergin, karmaşık ve ekonomik sorunlar yaşanabilir.  T.Satürn geri harekete başladığı süreçte yeniden Akrep burcuna dönecektir. Böylece uzun bir zaman diliminde Satürn ülkenin pek çok alanında zararlar verecektir. Bu düğümün çözülmesi kolay olmayacaktır. Bu süreçte önemli bir referandum yapılacak olması da yaşanacak gerginliklerin nelere sebep olacağını gösteriyor.

 

Türkiye son 20 sene içinde yaşanmayan çok gergin ve karmaşık süreçten geçerken herkesin aklını başına toplaması ve ne kadar büyük zararlar olacağını düşünmesi gerekir. Referandum tarihinden sonra Gandanta düğümün en zorlu süreci ortaya çıkıyor. T.Satürn tekrar Akrep burcuna dönüyor. Türkiye tam bir kaos içine yuvarlanabilir. Bu güne kadar yaşanmamış sorunlar yumağı içinden çıkmak onlarca yılımızı alabilir. Ülkenin adım adım böyle bir noktaya gelmekte olduğunu yıllardan beri yazıyor ve uyarıyoruz. Kurtuluş reçetesi seçenekleri fazla değildir. Büyük önder Atatürk yolundan bir milim bile sapmamak ve bunun dışındaki tüm dayatmalara HAYIR demek gerekiyor. Hala sahip olduğu değerlerin farkında olmayan bazı şaşkınlar gibi kozmik  ihtarları görmemeye gelmenin sonucunda çok zor aşamalardan geçebilir ve okkalı bir karmik ders tokadı yiyebiliriz.  Bir an önce siyasi  ve maddi çıkarları bir kenara bırakın  ve Atatürk yoluna dönün !

 


 

 

 

BU   İNSANLIK     NEREYE    KOŞUYOR   ?

                                           

ÖZÜRLÜ  ÇOCUK   İÇİN   CAMİ   DUVARINI    İŞARET   EDEN    HOCA   HAKLI    OLABİLİR

 

 

Fıkrayı pek çok kişi bilir.  Çocuğun kolu bacağı yamulmuş olan bir kadın çevrede ünü bilinen bir hocanın kapısını çalar. "Aman Hoca kurbanım olayım oğlumun derdine bir çare bul.." diye yalvarır. Hoca sakin bir şekilde şunları söyler : "Hanım, sen bu çocuğu götür, cami duvarına  işesin.." Kadın can havliyle atılır, "Aman hocam cami duvarına işenir mi ? Çocuk oracıkta çarpılır.." deyince Hoca şunları söyler : "Hanım çarpılırsa belki düzelir. Başka çare göremiyorum !"

 

 

 

Türkiye'nin son zamanlardaki durumuna uyan bir fıkra sayılır. Sabahtan akşama olup bitenleri izleyince bu kadar malzemenin daha önce hiç bir  komedi yazarına malzeme olmadığını düşünüyor insan.  Bir süre önce Cumhurbaşkanı Istanbul'u kepazeye çeviren inşaat furyası için şöyle bir açıklama yapmıştı : "İstanbul Boğazı'nın hali ortada. Boğazı felç ettiler. Neden, bu yüzden. O güzelim boğazda 5-6-7 kat binalar. Niye?." Bir kaç yıl önce Kandilli'de yalı inşaatına başlayan bir   arkadaşı kaçak kat yapınca Boğaziçi İmar Müdürlüğüne başvuran bir vatandaş nasihat almış ve bu konulara karışmaması istenmişti !

 

Marmara Denizi kuzey sahili Istanbul Belediyesi tarafından 1.derece deprem bölgesi olarak gösterilmişti. 1999 Depreminde bölgedeki pek çok bina yerle bir olmuştu. Ambarlı limanı yanındaki sahil kesiminde yapıların en fazla 2 kat yapmalarına izin veriliyordu. 2016 Yılında birden ne olduysa bölgede gökdelenler yerden yükselmeye başladılar. Durumu Istanbul Belediyesine bildiren vatandaş şöyle bir yanıt aldı : "Şikayetinize konu olan husus anlaşılamamıştır.."

 

1979 Temmuz ayında törenle Norveç'te inşaatı tamamlanan yeni bir gemiyi Kaptan olarak teslim almıştım. Yanımda yolculuğa katılan ailem de vardı. Araç taşıyan geminin ilk seferinde Suriye'nin Tartus limanına uğramıştık. Buradaki Denizcilik  Bakanlığının temsilcisi, Suriye'nin günümüzdeki lideri  Hafız El Esad'ın amcası  olan Rıfat El Esad olup kendisi aynı zamanda Tartus ile Latakya arasındaki kıyı şeridinin hakimi olarak biliniyodu. Geminin ilk seferi olmasının şerefine bir akşam yemeği vermiştik ve Rıfat El Esad davet edilmişti. Yemekten sonra isteği üzerine büyük salonda bir poker partisi kurulmuştu. Genellikle pokeri ancak eğlence olsun diye oynardım. Baş misafirin ısrarı ile oyuna katılmıştım. Gece boyunca müthiş bir şansım vardı.  Hatta daha sonra Astroloji çalışmalarına başladığımda bu talihin neden kaynaklandığını merak ederek araştırmıştım. 22 Ağustos 1979 günü Güneş tutulması olmuştu. Ekliptik ekseninde kavuşum halinde yer alan Güneş-Ay-Venüs üçlüsü natal horoskopun 9.evindeydi.  Ayrıca T.Jüpiter ve T.Satürn  aynı evdeydiler.

 

Gece boyu durmadan kazandım. Rıfat El Esad cebinde bulunan tüm parasını tüketmiş ve yaverinden aldığı paraları da kaybetmişti. Oyun bitiminde kasa görevini yapan 2.Kaptan'a kazanılan paraları kaybeden sahiplerine geri vermesini bildirdim. Rıfat El Esad çok şaşırmıştı. "Neden bunu yapıyorsun Kaptan ? Sen kazandın ve bunları almak senin hakkın.." demişti. Misafirime şöyle yanıt vermiştim. "Ben asla kumar oynamam. Bu gece sizi mutlu etmek için gemimde buna izin verdim. Şayet oyun sonunda kazanan olursam zaten iade etmeye kararlıydım..."

 

Tartus'ta kaldığımız süre içinde Rıfat El Esad bizi ağırlamak için herkesi seferber etmişti. Ertesi gece limanı yukarıdan izlediğimiz şahane bir lokantada akşam yemeği vermişti. Masamızda 200 den fazla meze tabağı vardı. Arap mutfağının şöleni gibiydi. Ertesi gün beni ve ailemi gemiden alarak Tartus kapalı çarşısına gezemeye götürdü. Şahane bir atmosfer vardı. Bin bir gece masalı yaşıyorduk. Çeşitli hediyeler verdiler. Sedef kakmalı bir tavla hala duruyor. Yemek sırasında sohbet ederken ülkesinde şahane bir atmosfer olduğundan bahsetmiştim. Ülkemizde ise siyasi durum son derece karışıktı. Toplum hızlı adımlarla 12 Eylül 1980 darbesine koşuyordu.  Benim şikayet eden konuşmam karşısında hatırladığım kadarıyla Rıfat El Esad şöyle bir görüş açıklamıştı : "Demir yumrukla yönetilen ülkelerde manzara çekici olabilir ama tablonun arkasında nelerin olduğu bilinmez.."

 

Aradan yıllar geçti. Büyük Ortadoğu projesi denen uygulamaların yapıldığı günlere geldik. Mısır, Irak, Suriye ve Libya karışmaya başladığında, tek adam olmak sevdasındaki liderin Suriye'de cuma namazı kılma planları yaptığı zamanlarda  aklıma hep Tartus geceleri geliyordu. Daha sonra Suriye'deki iç savaş korkunç yıkıntılar ve facialar göstermeye başladı. Yerle bir olmuş binaları izliyorduk. Bin bir gece masalları gibi hayatın olduğu ülke yıkıma uğramıştı. Bir zaman sonra Türkiye'deki iktidar hırsı tutuşmaya başladı. Son darbenin vurulması için referandum sonucu bekleniyor.  Demir yumrukla yönetilen ülkelerde manzara çekici olabilir ama tablonun arkasında nelerin olduğu bilinmez !

 


 

 

 

 

 

 

 

 

APOLLON  TAPINAĞINDAKİ   HOROSKOP

                                           

ANTİK  ÇAĞLARDAN   BERİ   AYAKTA   KALAN  TEK  KEHANET   ARACI    HOROSKOPTUR.

 

 

Aslında astroloji öğrenmek sadece geleceği görmek adına okült çalışmalar yapmak değildir. Astroloji öğrenmek Tanrının lisanını anlamaktır. Bu konuda insanların antik çağ uygarlıklarından beri uyguladıkları kehanet yöntemleri içinde en sağlam temeli ve uzun ömürlü olanı astrolojidir. Antik çağda, MÖ. 9. yüzyıldan beri uzanan zaman sürecinde ünlü kehanet merkezleri olan DELPHİ, DİDİM, LEBRANDA ve KLAROS tapınaklarında karşımıza taşlara kazınmış horoskop taslakları çıkar.  Bunların dışında Efes antik kentinde Artemis tapınağı yolunda horoskop şeklini görebilirsiniz. Antik çağda bile kaderi sorgulayan insanlar horoskopu kaderin mistik çözümü olarak görmüştür.

 

 

 

 

Didim’de, Apollon tapınağı en ünlü kehanet merkezlerinden biriydi. Ayakta kalan sütunları bile ne kadar görkemli bir yapı olduğunu gösteriyor. Ana girişin solunda zemindeki mermer yüzeyinde kazınmış horoskop taslağı sekiz evden oluşur. Eski Yunan uygarlığında “Oktotopos” adı verilirdi. Okto demek sekiz anlamına gelir. Topos da yer (Ev) demektir. Horoskopta evlerin dizilişinde Yükselen Doğu ufkunda olmak üzere 1.ev çizgisidir. Saat yelkovanı yönünde 2.ev (Para) gelir. Bunu Yolculuklar, Ebeveyn, Çocuklar, Sağlık, Eş ve Ölüm evleri izler.  Evlerin dizilişi bildiğimiz 12 ev bölümlü horoskop dizimine göre ters yönde olur. Oktotopos veya Dominion horoskop sistemi orijinal şekli eski Mısır uygarlığının başlarına dayanmaktadır. O halde zamanımızdan 5 bin yıl öncesine uzanır.

 

 

 

Bilindiği gibi Apollon tapınakları kehanet yerleri olarak ünlenmiştir. Burada yaşayan Orakl yani rahibeler ziyaretçiden soruyu alıp cevabını bir kuyudan esinlenerek mısralar halinde verirlerdi. Ünlü Apollon tapınaklarının görkemli mermer sütunları arasında zemine kazınmış  Yunanlıların Oktotopos adını verdikleri 8 evden oluşan horoskoplar modern çağların 12 evden oluşan horoskopu ile farklıdır. Zaten bu konuda en bilgili görünen müze danışmanı bile zemine kazınan şekilleri bir dama oyunu olarak açıklamıştır ! Apollon tapınağını gezegenlerin bir zamanların çok ünlü Dominion horoskop modelini anlayamadıkları belli oluyor. Aksi halde astroloji kaynaklarında açıklaması olurdu. Bu bakımdan astroloji dünyasına ilk kez şekillerin açıklaması Astromistik'ten yapılmış oluyor.

 

Oktotopos (8 Ev) Yöntemi  Nedir  ?

 

Astroloji ile ilgilenen herkes horoskopta 12 Ev bölüşümü olduğunu görmüştür. Vedic horoskopların şekli farklıdır ama sonuçta hepsinde 12 ev dizilişi vardır. Her ev bir yaşam alanını temsil eder. Adı Yunanca Oktotopos olan 8 Ev bölüşümü horoskopta Yükselen Burç yine Doğu yönünde ve Gün doğumu noktasındadır. Horoskopun diğer evleri ise Yükselen Burçtan sonra saat yelkovanı yönünde 2.ev, 3.ev..ve 8.ev olarak yerleşir. Evlerin yerleşimi bildiğimiz sisteme göre ters yöndedir.  Oktotopos horoskop bölüşümünü aşağıda verdiğimiz şekilde görmektesiniz.

 

 

Sekiz sayısı ile ilgili tarihin eski çağlarına Asur ve Sümer uygarlıklarına kadar giden açıklamalar yer alır. Örneğin, Asur kaynaklarında dünyaya hükmeden sekiz rüzgar yönü vardır. Sümerliler ise Gökyüzünün sekiz parçadan oluşan taksimatını kullanmıştır. Gökyüzünün benzer şekilde bölünmesi eski Çin astroloji sisteminde de karşımıza çıkmaktadır. Asur veya Keldani yöntemi olan sekiz ev sisteminin daha sonra Yunanlı astrologlar tarafından benimsendiğini kabul edebiliriz. Aynı şekilde Mısır antik çağ uygulamaları da benzer şekilleri göstermektedir. Dominion horoskopta burçların yaşam alanları ile ilgileri astrolojinin bilinen kurallarına göre uyarlanır. Örneğin 1.Ev Hayat/Koç Burcu, 2.Ev Para/Boğa Burcu/Akrabalar/İkizler Burcu gibi. 8 Ev sisteminde her evin açısal genişliği 45 derece olur. Güneş 70 derece Akrep burcunda olunca  6.evde (Bilgi) yerleşir. Ay  40 derece İkizler burcunda ise 1.evde (İletişim) yerleşecektir.

 

Günümüzde kullanılan 12 ev sisteminde horoskopun  9.ev, 10.ev, 11.ev ve 12 ev yaşam alanları Keldani yöntemlerine göre 8.Ev sisteminde "Hayat" (1.Ev) ile sembolize edilir. Birinci ev doğum zamanındaki Ay mevkisinin derece ve dakikası ile başlar. Başlangıçtaki Ay yerleşimine göre evlerin 45 derecelik genişlikleri Zodyak yönteminde Ay evrelerini temsil eder.  Üçüncü evin başlangıcı yani, başlangıçtaki Ay yerleşimine göre 90 derece konumu aslında birinci kritik noktayı oluşturur. Bu yerleşime göre 8.Ev ve 4.Ev yöneticilerinin görünümlerini dikkatli şekilde analiz edilir.  Burada dikkat edilecek unsurlar Ay'ın hız değişimi, Enlem değişimi ve Ay derecesi ile sabit önemli yıldız arasındaki açı olacaktır. İkinci kritik evre  Ay'ın başlangıçtaki konumundan 180 derece sonrasıdır. Eğer hastalık Ay dönüşüne kadar iyileşmezse akut kronik (uzun süreli) bir hastalığa dönüşür.

 

Sekiz Ev yerleşimli horoskopta (Oktotopos) sistemin sadece kavuşumlar, karşıtlar ve kareleri kapsaması genel olarak kötümser yorumlara yol açması anlamına gelmektedir. Üçgen ve altmışlık açıları kapsamaması bunların astrolojiye daha sonra katılmaları olabilir. Bazı astrologlar 12 ev sisteminde gezegenlerin 9,10,11 ve 12.evlerdeki yerleşimlerinin aslında hatalı yorumlara neden olduğunu ileri sürerek 8 Ev yöntemini övmektedir. Bu sistemdeki saat yelkovanı yönündeki ev yerleşimi yüzyıllar boyunca kehanet merkezlerinde bile itibarını korumuştur. Apollon tapınağında zemine kazınan Oktotopos horoskopu aslında orakl saltanatına karşı bir çıkış olarak görülebilir. Didim'deki Apollon tapınağında zeminde duran Oktotopos horoskopu kimbilir kaç gezginin kaderini göstermekte kullanılmıştır ? Aynı horoskop taslağını oradan çok uzakta, Ephesus'da zeminde kazınmış olarak görmek astrolojinin antik çağdaki gücünü gösteriyor. Astromistik çağlara damgasını vuran bir okült uygulamayı gün ışığına çıkartmıştır.


 

Daha  Önce   Yayınlanan    Astromistik   Aylık   Yazıları

 

Amavasya  Tithi  Dosha   Bilmecesi

Büyücüler, Medyumlar ve Şarlatanlar

Evlilik  ve  Boşanmada  Vedic  Astrolojinin  Sırları

İkizlerin  Farklı  Kişilikleri

Voynich El Yazması  Kitabın  Sırları

Maya  ve  Vedic  Astrolojinin  Sınırları

Kadına  Şiddetin   Astroloji   Öyküsü

Yazgıyı Oluşturan İki Yaşam Zamanı

Mao'nun  Son  Dansçıcı  ve  Karmik  Kader

Kalıtımsal  Hastalıklarda  Akraba  Evliliklerinin  Rolü

Karmik İşaretlerin Gösterdiği Yazgının  Analizi

Paranormal  Aktivite  ve  Astroloji

Kristal  Çocuklar  ve  Farklı   İnsan   Olmanın   Şifresi

Katil  İle  Öldürülen  İnsan   Arasındaki   Karmik    İlişki

Lanetli  Olarak  Bilinen  Olayların   Arkasındaki   Sırlar

Piyangoda  Büyük  İkramiye  Kazandıracak   Horoskop

Astroloji  Sistemlerinin  Mistik  İlişkileri

Türk  Halkı  Hızla  Kısırlaşıyor mu ?

Kalbi  Değişen  Çocuğun  Horoskopundaki  Mucize

Ruhu yok sayan ve cinselliği abartan bir adam

Tüm Dasa'ları  Yaşayan   Bir  Adam

Yüzdeki Maskeyi Görmek Sanatı

Astroloji'nin  Mistik  Ödülü

Ender Rastlanan Bir Hastalık İçin Astroloji  İşaretleri

Karmik  Uyum  veya  Uyumsuzluk

64.Navamsa

Hint  Astrolojisinde  Gandantha

Astroloji'de  Kaderi  Değiştiren  Duyarlı  Noktalar

Ölümden Sonra Farklı Bir Hayat Var mı ?

Varlığın  Fiziksel  ve  Ruhsal  Doğum   Saatleri

Tanrının  Senaryosu

Astroloji'de  Kalıtımsal  Sorunların  Analizi

Gezegenlerin  Oyun  Bozucuları

Fettullah Gülen'in  Vedic  Horoskopu

İnsanların Başka İnsanları Karmik Etkilemesi