|
KADERE MEYDAN
OKUNMAZ....
Polonyalı ünlü sinema yönetmeni
Kieslowski'nin "Dekalog" serisinin ilk filmini seyrediyorum. Web
sitelerinin birinde film hakkında şunlar yazılmış : "Dekalog
serisinin ilk filmi, Eski ahitte'ki Tanrı'ya inanmayı öğütleyen birinci
emirden esinlenilmiş. Babasıyla yaşayan küçük Pavel'in trajedisiyle , tüm
dünya seyircisini kalbinden vuran bu ilk film, adeta Batı pozitivizmine
yönelen etkin bir eleştiri niteliği taşır" . Filmin konusu usta bir
yorumcunun yaşam felsefesi ile yoğrulmuş ve bunun tam olarak tadına varmak
için astroloji bilgisi ile izlemek gerekiyor.
Filmde küçük Pavel onu çok
seven halası ile konuşuyor. "Tanrı kimdir Hala ?" diye
soruyor. Halası çocuğa sarılıyor, başını göğsüne yaslatıyor ve "Pavel,
sence bu nedir ?" diyor. O da "Sevgi" diye tek kelime ile yanıt verince
halası "İşte Tanrı budur" diyor. Gerçekten öyle mi ? Acaba Tanrıyı
düşünenler arasında sevgi duyanlar mı çoğunlukta yoksa korku duygusu
taşıyanlar mı ? Korkunun hakim olmadığını ileri sürenler o zaman
"Tanrı'dan korkmaz mısın ?" uyarısının anlamını açıklasınlar ?
Hafta sonunda Başbakan
türban tartışmasında ana muhalefet partisinin başkanı için şöyle konuştu :
"Sen ne anlarsın din işinden.." Bu tartışma
içinde dinin Einstein kuramları gibi karmaşık formüller içinde ifade
edilen bir yorum olduğu anlamı çıkıyor ! Başbakan yaratıcıyı korkarak
düşünenler arasında sanırım. Çocukluğunda onu bağrına bastıran ve bu nedir
yavrum diye soran bir yakının olmasını ve ona "sevgi" diye yanıt vermesini
hayal etmek isterim. O zaman türban gibi bir konu ve sorun da olmazdı !
Kieslowski 27 Haziran 1941
günü Varşova'da dünyaya gelmiş. Horoskopunda öyle ilginç yerleşimler var
ki, onun filmlerini en iyi anlayanlar arasında astrologların olması
gerekir. Her şeyden önce Ay Düğümleri Düzlemi felsefesinin aynası olmuş.
Farklı mekanlar kavramına ve bunların hayata düşen yansımalarına inanması
bu yüzden. Filmlerinde kimliği belirsiz bir kişinin bir sahnede ortaya
çıkması böyle bir felsefenin işareti. Küçük Pavel'in öldüğü günden önceki
gece göl kenarında bir adam ile gözleri karşılaşıyor. Ölüm gününde masada
duran mürekkep şişesi çatlıyor ve her yer kirleniyor. Doğaüstü işaretlerin
yaşama yansıması ancak bu kadar güzel seçilebilir.
Kieslowski'nin
horoskopunda Ay Düğümleri düzleminin güney ucunda (Ketu) MARS yerleşmiş.
Ay ile üçgen (trine) ve Uranüs ile altmışlık olumlu açılar yapıyor. Vedic
horoskopunda VENÜS "Vargottama" gücüne erişmiş. Büyük bir sanat dehasını
gösteriyor. Düğümler düzlemi onun felsefesinin kaynağı oluyor ve farklı
mekanların sembollerini hayal ettiriyor. Ne kadar tuhaf ki, dahi yönetmek
13 Mart 1996 günü kalp krizinden öldüğünde transit SATÜRN Ay Düğümlerinin
güney ucundan geçerken natal Mars ve Ketu ile kavuşum yaparak sahneyi
kapatıyor. Vedic horoskopunda transit Satürn öldüğü gün Düğümler
düzleminden geçerken natal Güneş ile görünüm yapıyor ve kalp krizinin son
darbesini indiriyor. Aslında onu her zaman merak ettiği farklı boyuta
taşıyor.
Tanrı korkusu yerine Tanrı
sevgisinin yerleştiği bir felsefesi olan Kieslowski gibi insanlar sonsuza
dek yaşayacaklar sanırım. Dünyada başarmak zorunda oldukları meseleleri
umursamayıp diğer boyutun korku temasını işleyen ve cehennemin ateşini
durmadan körükleyen insanlar da sadece bir süre için insanlığın sorunları
arasında yer alacaklardır. Felsefe yaşama sarılmak ve anlamını kavramak
için en gerekli Tanrısal gıda ve ödül olduğu halde ne yazık ki, bunu
sadece bir avuç insan görüyor. Horoskopun anlamlı yerleşimlerinin farkına
varmak için Ay Düğümleri düzleminin görünümlerini anlamak ve yorumlamak
gerekiyor.
Yukarıda küçük Pavel ile
halasının Tanrı kimliği üzerinde konuşmalarının yer aldığı sahnenin resmi
var. Her çocuk çeşitli sorunlarla boğuşmak yerine keşke böyle bir
sevenin yanında hissedilen mutluluğu tadarak büyüme talihine sahip
olsaydı. O zaman dünya tarihinde Hitler ve Bush gibi adamlar
çıkmazdı. Bu gün Türkiye'nin politika sahnesine bir bakın. Kimlerden
bahsettiğimi anlayacaksınız. Düzeltilmesi gereken bir horoskopa sahip
olanlar için gerekli ilaç böyle bir sevgi olabilir...
|