Talihin  Güzel  Zamanları  ve  Kötü  Zamanları

 

 

VEDİC  SİSTEMİNDE  JÜPİTER  VE  SATÜRN  TRANSİTLERİ  GELECEK   KONUSUNDA   BAŞ  OYUNCULARDIR

 

Sadesati yaşayacağını yazan ve adeta korktuğunu açıklayan bir okurumuzun satırlarında şunlar vardı : "Siz Sadesati içinde oldukça kötü bir hastalık geçirmiştiniz şimdi geri dönüp baktığınızda acaba şu sağlık kontrolünü yaptırsaydım o sonucu almazdım diyor musunuz? Eğer bu bir trafik kazası olsaydı hiç trafiğe çıkmasaydınız bu kader engellenebilir mi?" Okurumuzun sorusunu kısaca yanıtlamak için kaderin değişmesinin mümkün olmayacağı söylenebilir. Ancak değişmesi mümkün olmayan olgu her şey denendikten ve bununla ilişkisi olan canlı cansız her şeyin rolünü oynamalarından  sonra geri kalandır. Arabayı kullanan şöför sarhoş olabilir ama arabanın rotunda metal yorulması varsa ve madde ömrünü doldurmuş ise kazanın baş aktörü olabilir ! Çünkü rotun atomları birbirine sıkıca yapışmaktan vazgeçmiştir. Bunlar talihsizliğin oyuncuları olabilirler. Talihin oyuncuları neler olabilir acaba ?

 

Talihin baş aktörleri öncelikle Doğum horoskopunun potansiyel gücüdür. Jüpiter Yay burcunda ve üçgen evde bulunan bir horoskop ile Jüpiter 8.evde ve başak burcunda olan bir horoskop aynı olamaz ! Satürn Koç burcunda bir horoskop ile Satürn Terazi burcunda bir horoskopun aynı olmadığını biliriz. Transitler de böyledir. Vedic sisteminde doğumdaki Ay'a göre hesaplanan Satürn ve Jüpiter transitleri güçlü bir eve rastlarsa talihi döndürürler. Hayatın ritmi ve renkleri değişmeye başlar. Bunun tersi durum da T.Satürn N.Ay üzerinden geçerken yaşanan Sadesati sırasında görülür. Okurumun yazdığı gibi Sadesati yaşarken başıma gelmeyen kalmamıştı. Fas'ta hastalanmış ve Fransa'da, Sete kentinde bir hastanede uzun süre yatmıştım.  T.Satürn Sav puanı "0" olan Boğa burcundaydı ve olacakları tahmin etmiştim.  Ancak T.Satürn horoskopun iyi bir yerinde sürpriz olaylar yaşatmasını da becerir. Bu konuda 1983 yılında yaşadığım bir olay ilginç bir örnek sayılır. Bazı okurlarım Jüpiter ve Satürn transitlerinde yaşanan Dasa (Gezegen periyotları) önemini düşünmezler. Gezegenler ile astrolojinin diğer elemanları arasında sıkı akrabalık (!) ilişkileri vardır.

 

BALIK

5.Ev

MERKÜR

GÜNEŞ

KOÇ

6.Ev

VENÜS

BOĞA

7.Ev

AY

İKİZLER

8.ev

SATÜRN

RAHU

T.Rahu

KOVA

4.Ev

 

 

 

 

RASHİ

(Doğum)

 

 

 

YENGEÇ

9.Ev

OĞLAK

3.Ev

ASLAN

10.Ev

JÜPİTER

YAY

2.Ev

KETU

T.Ketu

AKREP

Yük.Burç

1.Ev

T.Jüpiter

TERAZİ

12.Ev

T.Satürn

 

BAŞAK

11.Ev

 

Rashi (Doğum) horoskopunda, 1983 yılında T.Satürn Terazi burcunda ve T.Jüpiter Akrep burcunda olduklarından yandaki Doğum haritasında natal Ay'a göre Satürn 6.evde ve Jüpiter 7.evdedir. Bu durum gezegenler için verimli sayılır. T.Ay Düğümleri ekseni de doğumdaki evlerde yerleşmiştir. Hayatta yeni süreçlerin başladığı ve karmik yapılanmada yeni deneyimlerin ortaya çıkma zamanıdır. Bu sırada yaşanan Dasa "Jüpiter - Satürn Dasa" olarak görülmektedir. T.Jüpiter olumlu evde ve T.Satürn de olumlu evde olunca yaşanan Dasa önem kazanır. Bu durum zararlı transitlerde de benzer şekildedir. Sadesati yaşanırken Satürn Dasa veya Antardasa varsa durum daha ciddi olacaktır.

 

 

"Karamanya" adlı eserinde Ege ve Akdeniz sahillerini inceleyen ve haritalarını çizen İngiliz Amiral Francis Beaufort öncelikle denizcilerin tanıdığı bir bilim adamıdır. Karamanya adlı eserinde  Finike ile ilgili bölümünde  1812 yılındaki durumuyla ilgili şöyle bir açıklama yer alır : " Akıntılar dağlardan kum ve çakılı taşımakta ve dışardan kırılan dalgalar çakıl taşlarını sürüklemekte, bunları getirip bir duvar gibi yığmaktadır." Bunun anlamı Finike limanı sığ olduğundan  ancak su çekimi (derinliği) bir kaç metre olan tekneler girebilir. 1812 Yılındaki durum 1983 yılında da aynıydı. Denize akan akarsuyun taşıdığı taş, toprak ve kum limanın girişinde yığılıyordu. Şimdi bu durumun astroloji olayı ile ilişkisini merak eden okurlar merak içinde olabilirler ! Doğanın hazırladığı bu durum benim özel bir talihle  para kazanmamı sağlamıştı.

 

1983 Yılının başında iş yerime gelen denizci bir dostum Libya'ya elma ihraç edecek bir tüccar ile tanıştırmıştı. Elma taşımak üzere Norveç'ten 3 tane soğuk ambarlı (frigo) gemiler kiraladık. Gemiler  Elmalı'da bahçelerden aynı gün toplanan ve  kamyonlarla taşınan yüklerini Antalya limanından  yüklüyordu. Birinci geminin yükünü alıp gitmesinden sonra 2.gemi de yüklenmiş ve yola çıkmıştı. Sıra üçüncü gemideydi ve tonaj olarak  3 kat daha büyük bir gemi kiralanmıştı. Elmaları ihraç eden ve Libya'da Kaddafi ailesi ile yakınlığı olan tüccar 3.gemi Türkiye'ye gelmeden benimle görüşmek istemişti. O zamanların en ünlü oteli olan Talya otelde oturduk. Gelen büyük geminin Antalya limanında yükleme yapması, yol uzunluğu, liman masrafları vs ile oldukça yüksek bir rakam tutuyordu. Gemiyi Antalya yerine Finike limanından yüklemek daha avantajlıydı. Ancak Finike limanına böyle büyük bir geminin girmesi imkansızdı. Bunu 1812 yılında Beaufort bile görmüş ve  kitabında yazmıştı. Elma tüccarı bana bir teklifte bulundu. "Bu gemiyi Finike limanına sokar ve oradan yüklenmesini sağlayabilirsen sana açıktan yüz bin dolar öderim" dedi. Bu parayı geminin bundan sonraki seferleri için yaptığı hesaplara göre teklif etmişti. Gemiyi Finike limanına sokmak ve rıhtıma yanaştırmak yani Kılavuz Kaptanlık  görevini de ben yapacaktım.

 

Arabama atladım ve Finike'ye gittim. Balıkçı barınağından bir balıkçı teknesi kiraladım. Derinlik ölçmek için kendim yaptığım bir iskandili yanıma alarak denize açıldım. Motoru kullanan balıkçıya liman girişinden itibaren dalgakıran ağzından başlayarak beni gezdireceği yerleri tarif ettim. Amacım bir liman haritası hazırlamaktı. Motor belirttiğim plana göre ağır yolda dolaşıyordu. Ben de deniz derinliklerini ölçüyor ve hazırladığım haritaya kaydediyordum. 1812 yıllarında Amiral  Beaufort  belki de limanda benim gibi dolaşmıştı. Karamanya adlı kitapta İngiliz Denizci burada başına gelen bir olayı şöyle anlatır : "Bazı heykelleri inceleyen ve resimleri çizen Mr. Cockerell'e kalabalıktan biri şöyle haykırmıştı :İmansızları buraya çeken bu dinsiz putlarsa bir daha bulamayacaklar. Zira gittikten sonra hepsini parçalayacağım. " Burada put denen şeyler İyon uygarlığından kalma eserlerdir. Halkımızın heykellere olan düşmanlığı ve bazı heykelleri "ucube" diye yıktırması yeni bir olay değildir !

 

Finike limanında deniz dibini ölçerken ilginç bir durum saptadım. Mendirek yanında denize akan ırmak suları denizin bir kısmını kumlarla doldurmuştu ama mendirek ucunda  bir bölge akıntı nedeniyle derin kalmıştı. Manevra kabiliyeti yüksek olan bir gemiyi mendirek ucunda döndürüp limana sokmak ve rıhtıma yanaştırmak mümkün olabilirdi. Gemi kaptanına mesaj gönderip Finike açıklarına gelmesini istedik. Norveç bayraklı yeni ve mükemmel bir frigo gemiydi. Bir motorla gemiye gidip Kaptan köşküne çıktım ve kaptana durumu açıkladım. Yapacağımız manevrayı açıkladım. Böyle gemi için bir sorun olmayacaktı çünkü çift pervaneli, baş tarafında pruva pervanesi olan feribot tipinde bir tekneydi. Bu gemiyi olduğu yerde 360 derece döndürmek bile mümkündü. Planladığım gibi Finike limanına mendireğe adeta sürünür gibi girdik ve rıhtıma yanaştık. Rıhtımda bekleyen elma dolu kamyonların şöförleri ve yüzlerce yükleme işçisi geminin aborda olması sırasında sevinçten bağırıyorlardı. Çünkü burada ilk defa bu kadar büyük bir gemi rıhtıma yanaşmıştı ve yükleme yapacaktı. Bu da çevre halkı için para kazanmak demekti. Finike limanı resimlerine bakarsak sadece küçük yat ve motorların bağlandığı bir yer görebiliriz. O gün 120 metre boyunda bir yük gemisinin yanaşması gerçekten olay olmuştu.

 

Başardığım işin karşılığını elma tüccarı hemen bir çek yazarak aynı gün bana ödemişti. Bu sırada hiç unutmayacağım bir de konuşma yaptı : "Bazen paranın hiç önemi yoktur. İnsan yaşadığı böyle bir macerayı hayatı boyunca unutmaz.." İşte  size astrolojik ispatı olan bir deniz öyküsü anlattım. Olayı yaşadığım sırada T.Jüpiter, T.Satürn ve yaşanan Dasa olumlu olmasaydı 1812 yılında Amiral Beaufort gibi kararlı bir şekilde bu limana derin gemiler yanaşamaz diyerek Finike'den ayrılacaktım ! Sonuç olarak talihin güzel zamanlarını nasıl keyifle yaşıyorsak zor ve kötü zamanlarını da sabırla karşılamak gerekmektedir.