Astrolog  Yücel  SÜGEN'in  kaleminden

 

                                

OCAK  2017

Son Güncelleme Tarihi : 29.01.2017


 

 

 

Tam 20 yıllık bir çalışmanın ürünü olan benzersiz eser sonunda basıldı. Satışa sunuldu. Kaptan, Astrolog, Yazar ve Eğitimci Yücel SÜGEN,  "TEOS - Tanrıların Horoskopu" adlı mistik mitolojik destan olan astro-belgesel romanı son 1 yıl içinde kaleme aldı. Kitabı çeşitli yerlerden temin edebilirsiniz. Yayımcı CİNİUS Yayınları. Eser 500 sayfadan oluşmaktadır.  Satış yerleri hakkında bilgileri Facebook sayfamızdan veya Internetten görebilirsiniz :  www.facebook.com/Astromistik

 

 

 

 

 

GEÇMİŞİ  BİLMEYEN   MODERN   ÇAĞIN   İNSANI

Üzerinde yaşadığımız ve kıymetini anlamadığımız topraklarda altından daha değerli derin ve görkemli bir geçmiş ve parıltılı  bir insanlık mozaiği vardır. İngiltere’de Salisbury düzlüğünde bulunan ve tarihin gizemli kültür miras olarak dünyaya tanıtılan Stonehenge  Taş devri tapınağı MÖ. 3000 yıllarına uzanan bir geçmişe sahiptir.  Türkiye’de, Urfa’da keşfedilen Göbeklitepe tapınak kalıntılarının tarihi  MÖ. 10.000 yıllarına kadar  uzanmakta ve dünyanın en eski yerleşimi olmaktadır. Güney Amerika uygarlıklarına bakarsak ilk yerleşimlerin MÖ. 5000 yıllarına uzandıklarını görebiliriz. Doğuya dönersek,  Antik Mısır uygarlığı MÖ. 5500 yıllarına dayanan bir geçmiş gösterir. O halde, günümüzde Türkiye Cumhuriyeti olarak varlığını sürdüren ülkenin topraklarındaki kültür mirası inanılmaz derecede zengindir. Neolitik çağda yapılan Göbeklitepe kutsal alanı inşasında kullanılan obsidiyen kaynaklı taş aletlerin kaynağı  buraya 500 km uzaklıktaki Kapadokya’dır. Anadolu olarak bilinen bölgede tarihin ilk çağlarından itibaren ortak bir kültür ve paylaşım ortaya çıkıyor. Zamanımızda ise geçmişin parlaklığı ve görkemi neredeyse unutulmuştur !

 

Anadolu tarihinde MÖ 3000 yıllarına dayanan Troya’dan başlanırsa çeşitli uluslar sahneye çıkar. Örneğin Hatti’ler, Akad’lar, Luvi’ler, Asurlar, Hitit’ler, Likyalılar, İyonyalılar, Frigler, Karyalılar, Lidyalılar, Persler, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu görkemli bir tablo oluşturur.  Bu kadar farklı kültürlerin ortaya çıkarttığı ortak mirasta önemli benzerlikler vardır. Yeni devletler önceki devletin insanlarını kendi halkları ile kaynaştırmıştır. Sonuçta yaşadığımız topraklarda ortak bir kültür mirası ortaya çıkmıştır. Günümüz insanı ise genel olarak cumhuriyetten önceki son devlet olan Osmanlı İmparatorluğu ile ilgilenir. Oysa, Osmanlı devletini kuranlar bu topraklara geldiklerinde boş bir ülke bulmamışlardı. Çeşitli dillerin konuşulduğu çeşitli toplumlar vardı. Onların ortak mirasını oluşturan kültür yapısı zamanla zenginleşerek günümüzdeki yapısına ulaşmıştır. Yaşanan çağı anlamak için geçmişi öğrenmek gerekir. İnsanların hayatını etkileyen ve davranışlarını düzenleyen yaşam tarzı nasıldı ? Bunları anlamak eski çağlardaki hayatı ve insanları yansıtan edebi eserlerin yazılması ile mümkün olabilir. Tarihi okumak insanlara çekici gelmeyebilir ama bir sinema filmi gibi geçmişi ve hayatı yansıtan edebiyat eseri kültürlerin aynası olur. Bu eserden zevk duyarak insanın kimliğini öğrenmesi çeşitli karakterler ve tarihi olaylarla bezenerek sağlanır. İşte, günümüzün  Türk edebiyatında böyle çalışmalar yapılmaz ve  mitolojik eserlere rastlanmaz.

 

Binlerce yıl önce bu topraklarda kaleme alınan İzmirli Homeros’un eseri olan İlyada insanlık için kültür tetiklemesi olmuştur. Türkler ise Farsça ve Arapça kelimelerle süslenen şiirler ile kendi halkına yabancı kalan bir edebiyat uğraşı gösterir. Oysa, geçmişi bu kadar renkli ve tarihi zengin topraklardan çok sayıda yazar ve eserler çıkmalıydı. Günümüzün kültür yapısı belki de bu nedenle dogmatik din etkisinde kalmış, hayatın güzelliklerini yansıtarak yaşamı sevdiren, insanlara gelecek umudu veren, kültür zenginliği oluşturan, kafasını hurafelerden uzaklaştırıp din tacirlerinden kurtaran bir edebiyat oluşmamıştır. Kültür yozlaşmasının göstergesi teknolojinin olanaklarını ve aletlerini  kullanarak kendini modern sanan insan sayısının giderek çoğalmasından anlaşılıyor. Çağın gereklerini karşılayacak şekilde eğitim verilemeyen insanlara hiç olmazsa edebiyat sevgisini yeşertecek eserler sunulmalıdır. Bunu başarmak için hayal gücüne, iyi bir kaleme ve çalışmaktan yılmayan yazarlara gerek vardır.

 

"TEOS – Tanrıların Horoskopu" adlı eser Türk edebiyatında yeni bir çıkış noktası ve topraklarımızın kültürünü dünya insanlarına tanıtacak  edebiyat elçisi  sayılır. Burada yaşanan hayatların öyküsünü tarihin derinliklerinde unutulmaya terk etmek yerine sahneye taşımak günümüz insanına farklı bir tat verecektir. Kitap okuma alışkanlığı son derece körelmiş insanlara yeni zevkler tanıtılmalıdır. Eğer zengin mozaik üzerinde yaşayan ama farkına varamayan  günümüz insanı edebiyat şölenine aldırmamakta ısrar ederse kitabın tadını  anlayacak başka birileri muhakkak çıkacaktır.

 

Güncel sorunların karanlık girdabına kapılan zamanımızın insanını farklı ufuklara taşıyacak eser Türk edebiyatının yeni soluğudur !