AKTÜEL

Tanrıya  En  Yakın  Olduğumuz  Yer

 

 

Dünyada  Bu  Horoskopu  Taşıyacak  Bir  ülke   Olamaz

 

 

 

 

Her şeyden önce bu bir astroloji yazısıdır ve kurallar klasik astroloji kaynaklarından alınmaktadır. Yani horoskopun tuhaf kurgusu insan eseri değildir ve kimsenin kişileri  suçlamaya hakkı olamaz. Bu kadar rahatsız edici kurguya sahip ve insanın içini karartan bir horoskop taslağını insan istese oluşturamaz ! Buna rağmen  horoskopu beğenen astroloji bilgisi felce uğramış eğitimi sıfır sözde astrologlar (!) olabilir. Bunların ilkokul eğitimi yaptıklarına şüphe ile bakmak gerekir.

 

Bilindiği gibi yapılan son seçimler Türkiye'de rejim değişmesi adı verilen yeni bir sayfa açtı. Bir ülkenin kaderinde önemli bir olay olduğu için yeni sistemin başladığı gün ve zaman için astrologlar hemen Mundane Horoskop kurdular. Bu horoskop yeni sistemin veya rejimin geleceğini gösteren  bir astroloji aracıdır. Yukarıdaki horoskop taslağında görülüyor.

        Eğer bu olayı ve horoskop yansımasını insanlardan biri ayarlamış olsaydı tek kelimeyle meşum bir hata sayılması gerekirdi.  Horoskoptaki astroloji kurallarına göre yansımalardan hangi birini ele alacağımızı şaşırıyoruz ! Mundane horoskopta GÜNEŞ  Devlet Başkanı, Kral, İmparator veya Başbakan temsilcisidir.  Haritada Güneş zararlı evlerden 8.evde yerleşmiştir ve Plüto ile karşıt görünüm yapmaktadır. Bakın astroloji kaynakları Güneş-Plüto görünümü için neler yazmaktadır ; "Bu görünüm yöneticiyi bencilliğe sürükler. Topluma karşı egoist davranır. Gereksiz risklere girer ve beklenmedik sonuçlarla karşılaşır. Bazen saldırgan birisi de olabilir. Aşırı durumlarda megaloman bir diktatör gibi davranır. Bu insan gücün baştan çıkartmasına karşı koyabilecek kadar güçlü olmayan birisidir. Başka insanları kontrol etmek için kendisine bağlamaya veya köle etmeye çalışabilir. Ya hep ya hiç gibi aşırı uçların arasındadır. Kendini aşırı yüceltir. Kuvvetli bir yok etme duygusuna sahiptir. Depresyona yakın olabilir."

 

Güneş-Plüto karşıt görünümün yorumu bu ülkede 50 seneden beri yayınlanan astroloji kitaplarında mevcut olup kimse uydurmamıştır. Mundane horoskopta 2.ev ekonomiyi temsil eder. Ucube horoskopta ikinci evde  retro Satürn ve retro Plüto yerleşmiştir.  Son derece kötü bir ekonomi göstergesidir. Orduyu temsil eden MARS retro (geri) olarak Ekliptik ekseninde ve Ketu (Güney) ucundadır. Mars diğer gezegenlerle o kadar zorlu ve sert görünümler yapıyor ki, ülkenin bir savaşa girmemesi için dua etmek gerekir.

 

Hukuk ve adaleti temsil eden JÜPİTER retro olarak zararlı 12.evdedir. Yükselen Burç Yay olup  ilk derece içinde yerleşerek Anaretik olmuştur. Yükselen Burç yönetici gezegeni Jüpiter olabilecek en zararlı yerdedir. Sağlıksız ve diğer insanlara tuhaf gözüken bir yönetimin göstergesidir. Ayrıca adalet ve hukuk kavramlarını bilinçaltına gömen bir yönetim tarzıdır.  Dördüncü ev çizgisindeki NEPTÜN Başucu (MC) ile karşıt görünüm yapmıştır. Dünyevi konuların uhrevi  görüşle (kafayla) yorumlanmasını gösteriyor. Yaşam evi sayılan 5.evde yerleşen URANÜS hayata bakışın ne kadar kararsız ve ölçüsüz olabileceğini gösteriyor.  Gezegen Ay Düğümleriyle sert kare açılar yapıyor.  Farklı olma ihtiyacını yüksek boyutlarda hisseden yöneticiyi gösterir. Toplumun kendisinin kafasına ve dünya görüşüne göre yaşamasını ister.

 

Halkı temsil eden AY ise zararlı evlerden 6.evde yerleşmiştir. Venüs ile sert kare görünüm yapıyor. Sevgiye, sevmeye ve sevilmeye yabancılaşan kalabalığın ruhu ayrıca Ay'ın Yükselen ile karşıt görünüm yapmasıyla kendi ülkesinde bir düşman gibi yaşamaya zorlanmaktadır.

 

Sonuç olarak böyle bir horoskopu  taşıyacak bir ülkenin olması eşyanın tabiatı kuralına göre çok zor hatta imkansızdır. Büyük olanakları ve yönetme gücünü hatta  bir ülkeyi eline geçirmiş bir kişi astroloji kurallarına bakarak elindekileri vermeye  razı olmayacağına göre  halkın çekeceği daha çok  üzüntü ve pişmanlıklar olacak demektir.

 

 

 

Yücel Sügen

12 Temmuz  2018

 


 

 

 

 

 

 

TANRIYA  EN  YAKIN  OLDUĞUMUZ  YER

 

Buda (Buddha) MÖ 500 civarında, yani benim son kitabım olan "TEOS" adlı eserimdeki olayların geçtiği yıllarda Hindistan'da Tanrıya en yakın yer olarak düşündüğü  yerde aydınlanma amacıyla kendini ilahi kurtuluşa adamıştı. Bunun nedeni 29 yaşındayken hayatın gerçekte ne olduğunun, zenginliğin, lüks hayatın hiç bir mutluluk getirmediğinin, insanların yaşadıkları acıların ve önceki hayatının ne kadar anlamsız olduğunun farkına varmış olmasıydı. Yeniden doğuşa inanılan bir zamanda tüm çabası yeniden dünyaya gelmemek olan ve dünya yaşamının üzerinde bir değer aramakla açıklanacak bir felsefeden Budizm dini doğmuştur. Sonuçta günümüzde 500 milyon insanın bağlı olduğu bir inanç yoludur.

 

 

Buda'nın felsefesini yeniden aklıma getiren bir fotoğraf oldu. Brezilya'dan Singapur'a doğru yolculuğuna devam eden  oğlum Kaptan Fırat Sügen, Hint Okyanusundan resmi bana gemideki uydu vasıtasıyla  göndermiş. Geminin pruvası Malakka Boğazı'na çevrilidir ve karşısındaki ufkun arkasında Hindistan vardır. Bir hafta önce telefonda, Madagaskar adasının hemen yanında büyük bir kasırga (Siklon) başladığını ve rota değiştirip Afrika ile Madagaskar arasından geçeceğini söylemişti. Fotoğrafta kasırga sonrasında Hint Okyanusunun yüzünün kabardığı açıkça görülüyor. Denizciler için büyük bir okyanusta yol alırken karşılaştıkları kasırgalar onları Tanrıya en fazla yaklaştıran zamanlardır. Gözlerinin önünden sevdikleri geçer ve sağ salim zamanı aşmak için dua ederler. Bir bakıma Buda bir ağacın altına  yerleşerek iç gözüyle dünyaya nasıl bakıyor ve aydınlanmayı arıyorsa, geminin Kaptan köşkünden benzer büyüleyici manzarayı izlemek ve dünyada insanları tutsak eden geçici zevkleri anlamsızlıklarını görmek aynı şeydir.

 

Benim de hayatımın en fazla heyecan veren ve kurulu düzenden kopartan zamanları Hint Okyanusunda yaşanmıştır. Bir seferimde Şanghay'dan yola çıkarak İrlanda'ya giderken, okyanustaki büyüleyici  manzaralar karşısında geç saatlere kadar gökyüzünü seyrederek uyumamak için direnmiştim. Bu sefer sırasında kitaplarımdan birini yazmış ve İstanbul'a döndüğümde bastırmıştım. Gerçekten insanın Tanrıya en yakın olduğu yer burasıdır.  Böyle bir yerde ve muhteşem atmosferde insanları tutsak eden dünyevi çekici her şey anlamını yitirmeye başlar. Hırslı ve kavgacı, yaşı  ömür yolunun sonuna yaklaşan bir siyasetçinin sahip olduğu maddi değerler  ve yenileri için durmadan kavga etmesini anlamak zorlaşır. Evinde torunları ile bahçesindeki yaban otlarını ayıklaması ve akşamın kızıllaşmaya başlayan ufkuna bakarak Tanrının gerçekten orada bir yerde olduğunu hayal etmesi gerekirken bir toplantıda dünyaya haykırmaya başlayacağı  zamanı düşünmesi, süslü tümceler arasına bolca din ve inanç  saplantıları eklemeye çabalaması insanı düşündürür. Hani insan hayata veda ederken tüm ömrü gözlerinin önünden geçermiş derler ya, böyle yaşayan bir siyasetçinin gözlerinin önünden acaba neler geçer diye insan merak ediyor. Belki de hiç bir şey geçmiyor ve sadece öteki tarafta kime nasıl bağırması gerekeceğini hayal ediyordur !

 

İnsanın Tanrıya en yakın olduğu yer  yine bu dünyadaki bir yerdir ama orada limuzin arabalar, lüks uçaklar, binlerce  koruma polisleri ve saraylar bulunmaz.  Daha uzun ve varlıklı yaşayacağım diye çırpınması da gereksiz olur.  Yeteri kadar insanın ömrünün olması ve zamanı gelince de aklı bu dünyanın bir yerinde kalmadan bir daha gelmemek üzere çekip gitmesi gerçek aydınlanmadır.

 

Yücel Sügen

01 Nisan  2018