MV. BAMBURİ'NİN   İNANILMAZ    ÖYKÜSÜ

 

 

BASRA'DAN   ÇIKIŞ   VE   DUBAİ    YOLCULUĞU

 

Dubai yolculuğumuzu ilgilendiren bir olay yaşadık. Metin ile Basra limanında bağlı gemilere bakıyorduk. İçlerinde işe yarayan gemiler varsa İstanbul'daki armatörlere bildirecektik. Yabancılar hemen fark edilirler. Bizim gibi gemisini kurtarmaya gelen İngiliz bir armatör ile tanıştık. Bamburi için kararımızı öğrenince Dubai'de sorunlarımızı gidermemizi önerdi. Sahip olduğu gemiler Dubai'ye muntazam uğrayan hat gemileriymiş. Bize kartını verdi ve Dubai acentesinin adını yazdı ve sahibi kişinin adı söyledi. Oraya gidince benim adımı verirseniz size gereken her yardımı yapacaktır dedi. Bu arada ihtiyaçlarımız için yardımcı olacak bir  İngiliz kadının sahibi olduğu kumanyacı (shipchandler) adresini yazdı. İşte bizim Dubai yolculuğu kararımız böyle verildi.

 

Zubair limanında gemiyi yolculuğa hazırlama süresinde gemiye İstanbul'dan gelen 2 gemici daha katılmıştı. Yine de vardiya tutacak sadece ben vardım. Bu nedenle bir an önce Safa'yı yetiştirmek ve navigasyon öğretmek istiyordum. Akıllı ve yetenekli olduğundan seyri yeterli olacak şekilde öğreneceğini umuyordum. Irak sularından tamamen çıkana kadar Safa gemi hastanesi olan kamarada kimseye görünmeden kalıyordu. Onun gemide olduğunu Metin bile bilmiyordu !

 

16 Eylül Cuma sabahı seyir için hazırlandık. Saat 09.30'da gemiye güvenli sayılan mayınlardan temizlenmiş nehir kolunda kılavuzluk edecek Arap Pilot geldi. "Al Wahdah" adlı bir römorkör yardımıyla saat 09.50'de Zubair rıhtımından hareket ettik. Ortada o kadar çok kara sinek vardı ki benim anılarımda Basra'nın simgesi oldular. Yıkılmış Basra'nın pazar yerinde tepsideki beş tane balığı satmak için bekleyen yaşlı Arap hep gözümün önündedir. Balıkların ve adamın yüzünde binlerce karasinek vardı ve onları kovmaya bile kalkışmıyordu. Rıhtımdan hareket ettiğimiz gün öğlen yemeğinde aşçı Mustafa bir tepsi içinde kılavuza yemek getirmişti. Tepside bir dilim de karpuz vardı. Arap yemek yerken bir eliyle sinekleri kovmak için yelpaze gibi iki yana sallıyordu. Basra'nın kara sinekleri hafızamda savaşın simgesi olarak kaldılar ! İlginç şekilde Dubai yolculuğunun ikinci günü gemiye gelen serçe büyüklüğünde kuşlar tüm sinekleri bir gün içinde yiyerek ortalığı tertemiz yaptılar.

 

Fırat ve Dicle nehirlerinin birleşip aktığı Şattülarap'ta savaş sırasında batan gemiler vardı

 

Şattülarap'ta ilerlerken savaşta kullanılan metal köprüleri ve batıkları geçiyorduk. Geminin teknesinde 8 yıl içinde büyüyen ve zırh gibi saçları saran deniz kabukluları yüzünden gemi yol yapamıyordu. Ortalama 5 knots sürat yapıyorduk. İstanbul yolculuğunda önemli bir sorun olacaktı ve buna bir çare bulmak gerekiyordu.

 

Akşam üzeri saat 18.30'da Arap kılavuzu No.2 şamandırasında bıraktık. Bir süre sonra Metin makinede arıza olduğunu ve demirlemek gerektiğini haber verdi. Saat 19.30'da 29.36 Kuzey - 48.44 Doğu mevkide "Khawr Al Kafka" yakınlarında demirledik. Gece serin havada güvertede oturmuş Safa'nın pilli el radyosundan BBC haberlerini dinliyordum. Spiker Şattülarap bölgesinde 200 den fazla serseri mayın olduğunu açıklıyordu. Metin'i makinede bulup öyle heyecanlı çabuk olmalarını söylemişim ki yolculukta sık sık bunu anlatıp durdu !

 

Basra'dan ayrıldıktan sonra kılavuz kaptanın gemiden çıkmasını beklemiş ve sonra da Safa'yı kaldığı revir kamarasından dışarı çıkartmıştım. Metin'e durumu anlattığımda şaşkınlıktan yüzüme bakakalmıştı. Gemideki personel de çok şaşırmışlardı. Aşçı Mustafa şöyle diyormuş :"Ben size bu gemide hayalet var demedim mi... İşte sonunda ortaya çıktı !"

 

 

Bamburi'nin kaptan köşkünde dümen başındayım.

 

Dubai yolculuğumuz demir yerinden 17 Eylül Cumartesi öğlen hareket etmemiz ile yeniden başladı. Yeterli personel olmadığından Safa'yı vardiya tutacak şekilde eğitmeye başlamıştım. Böylece Metin'in arkadaşı olarak bizimle gelen Cafer Asım ile birlikte vardiya tutacak 3 kişi olmuştuk. Köprü üstünde davlumbazda yerleştirdiğim bir karyolada yatıyordum ve her hangi bir ışık bile görseler beni uyandırmalarını istiyordum. Köprüde çalışan sadece mıknatıs pusla ve dümenden başka seyir aygıtı ve yardımcısı yoktu. Bir zamanlar Arap korsanlar yelkenli gemilerde nasıl seyir yapmışlarsa benzerini yapıyorduk. Otomatik dümen, GPS ve radar dahil olmak üzere Dubai'de onarılacak çok şey vardı. Bunlar kadar önemli bir sorun da ortalama 4-5 mil hız yapmamıza neden olan tekne karinasının temizlenmesiydi.

 

 

Safa navigasyon öğrenmeye sextant ile başlamıştı !

 

Basra körfezinde sakin ve sıcak havalar etkisinde bir sandal süratinde ilerliyorduk. Geminin seyir haritaları da eskiydi. 8 Yıldan beri düzeltmeler yapılmamıştı. Rotamızın ucundaki Dubai açıklarına kadar fazla bir sorun olmadan yol almıştık. Geminin sıcak kamaraları yerine güvertede nemli rüzgarda olmak daha hoştu. Aslında bizi bekleyen o kadar çok sorun vardı ki hangisinden başlayacağımızı düşünmek yerine kadere teslim olmak daha doğru gelmişti. Bir gemi çalınsa ancak bizim durumumuza benzerdi. Elimizde bir tek bile geçerli sertifika yoktu. Hiç olmazsa güvenlik sertifikaları olmadan bizi Süveyş kanalından geçirmezlerdi. Bunun için tersanede bakıma girmek ve büyük paralar harcamak gerekecekti. Dubai'ye kadar sorunları düşünmek ve çareler üretmek gerekiyordu.

 

 

19 Eylül Pazartesi günü saat 16.00'da Dubai açıklarında demirledim. Metin Basra'da tanıştığımız İngiliz armatörün kartını getirdi. Kartta adını yazdığı acenteyi VHC'den aramaya başladık. Bir süre sonra birisi yanıtladı. İngiliz armatörün adını verdik. Karşı taraftaki adam bir saat içinde gemiye römorkör göndereceğini bildirdi. Gerçekten de 1 saat sonra Metin ile birlikte gemiye yanaşan römorköre binerek sahile doğru gidiyorduk. Basra'daki savaş sonrası manzaralar yerine lüks otellerin ve ticaretin canlı yaşamı gözüken mağazaların olduğu bir yerdeydik. Moralimiz düzelmişti. Sahilde pasaportlarımıza incelediler. Gümrük ve Deniz polisinin olduğu binada fotoğraflarımız çekildi ve elimize Dubai'ye giriş kartları verildi. Acentenin gönderdiği otomobile binerek akşam üzeri telaşına giren caddelerden geçerek merkez binasına ulaştık. Bu ana kadar her şey normal gitmişti ancak bizi burada bir sürpriz bekliyordu !

 

DUBAİ'DE  KALIŞIMIZ  VE  GEMİNİN   İSTANBUL  YOLCULUĞUNA   HAZIRLANMASI

 

Bamburi'nin İstanbul yolculuğu serüvenlerini okumak için yukarıdaki satırı tıklayınız..